. . . . . . . . . .

Resident Evil: Afterlife

Paylaşayım
#47 | SİNEMA-DİZİ | 18 Ağustos 2010 Çarşamba, 12.44



Son 3D çizgi film şeklindeki Resident Evil rezaletinden sonra "Bunlar çizgi filme çevirecekler artık" diye üzülüyodum ki 10 Eylül'de gelen yeni Resident Evil filmini daha yeni duydum. Yine Javovich, yine kalite, ilk oyundaki bazı sahnelerle bir yaratığı da gördüm filmde, tam oldu. 10 Eylül'de o gelsin, 20 Eylül'de diziler gelsin :)

Yalnız şu 3D olayını yapmayın, hala beceremediniz. Al büyüt fragmanı, yine 3D. Bi de gözlüğe para verdirtmeyin adamı, zaten erken çıkardınız teknolojiyi. Gerçi orda korsancılara teşekkür etmek lazım :) Ama yine de vermeyin saçma sapan bi gözlük elimize, oturup yine sinemada izleyelim ama burnun üst kemiğini ağrıtmayanından verin bari. Ya da para almayın. Ben zaten 15 TL verdikten sonra sinemaya bi de 1,5 TL gözlük parası?? O ne demek ya. Rezervasyona da para almaya başlamış zaten Ankara sinemaları. Yani büyük monitör ve bi 3D gözlük edinip evde de izleyebilirim ben saçma 3D olayını. 3D'yi de korsan indirilebilir bi hale getirmişlerdi en son bildiğim kadarıyla Avatar ile birlikte.


Persons Unknown

Paylaşayım
#46 | SİNEMA-DİZİ | 17 Ağustos 2010 Salı, 23.08

Yeni dizim... Etrafı mikrodalgalarla çevrili bir kasabada, bir otelde uyanan 7 kişi. Neden oradalar bilmiyorlar. Görünür-görünmez kameralarla sürekli izleniyorlar. Kim izliyor? Neden izliyor? Biraz Lost, biraz Testere 2, biraz Truman Show. 9. bölüm bitmiş durumda. Tamamı 13 bölüm ve 28 Ağustos'ta son bölüm yayınlanacak. Aslında biraz ordan biraz burdan esinlenmiş bi dizi izlemek istemezdim ama 13 bölümde bitecek olduğunu bilmek ve aslında Lost'tan kalan gizemli durumlara belki bu dizide net cevaplar verilebilir düşüncem izlemeye itti beni. İlk 5 bölüme kadar çok bayık ama izlenir bence. 40'ar dakika bölümler, o biraz uzatılmış gibi sanki fazladan :) Bu arada gözler hemen posterdeki, en sağdaki ablaya takılıyor. Kate Lang Johnson kendisi. Dizilerin başrol oyuncularını dizinin geçtiği baş mekanlardan birine bu şekil kimi bi yerde oturur, kimi ayakta durur şekilde ve gizemli bakışlar atar bi halde poz verdirtip çekmek ve postermiş gibi bunu yayınlamak ne zaman moda oldu acaba. Bence hoş bi mevzu olmadığı gibi rahatsız da ediyo. Dizide bu hava yok ki mesela. Vardır bi bildikleri...

İzleyin, fena değil.


Mortal Kombat: Rebirth

Paylaşayım
#38 | SİNEMA-DİZİ | 7 Ağustos 2010 Cumartesi, 01.05



Kısa film mi, Warner Bros'un 2013'te çıkarmayı çok öncelerden planladığını söylediği yeni Mortal Kombat filmi fragmanı mı, yoksa sadece yem mi olduğu belli olmayan bi video. TrailerAddict kısa film diye sunuyor ancak Warner Bros ser veriyor sır vermiyor, "Bilmiyoruz, daha sonra açıklayacağız" diyor. Hayırlısı diyelim :) İlk iki saçma, bırakın sinemayı, VHS'de bile gösterilmeye değmeyecek filme nazaran çok daha kaliteli bişey gibi duruyor. 3 yıl sonra öğreniriz artık :) Ama sanmıyorum o kadar beklenileceğini. 2011 yazı diyorum ben filmin çıkış tarihi olarak.


Inception / Başlangıç

Paylaşayım
#33 | SİNEMA-DİZİ | 5 Ağustos 2010 Perşembe, 02.07



Bu blogumdaki ilk yazılarımdan birinde "Matrix gibi bi film daha gelmedi" demiştim. Bu kadarını beklemiyodum ama gelmiş :) Rüyalar üzerine bi film. Di Caprio yakışmış her ne kadar ben Keanu Reeves'le daha hoş olacağını düşünsem de. Olmadı Nicolas Cage de olurdu ama yakında çıkacak sihirbaz filminde yeteri kadar aksiyona girmiş kendisi gördüğüm kadarıyla. Yani olmamış değil olmuş ama o role daha uygun, daha lider rolünü üstlenebilecek birileri beklerdim. Kendisini daha yeni Shutter Island'da izledik zaten. Orda güzel hani uymuş da ne bileyim, kısa boylu, çocuk suratlı, herşeyin ötesinde Titanic'te oynamış bi insandır Di Caprio. The Beach desen aynı rezalet. Kısaca, sevmiyorum ben Leonardo Di Caprio'yu :) Diyeyim kurtulayım.

Matrix kalitesi beklemiyodum ama görmedim desem ayıp olur. Yalnız 2 buçuk saat çok değil miydi? Orta yaşlılar filmi beğenmemiş istatistiklere göre. Uyudukları içindir dedim ben. Gerçi ben de uyudum dün gece sadece 3 saat uyuyabildiğim için bazı problemlerden dolayı. Akşam 10'da başlayıp gece 1'de biten film için yine az bile uyudum. Ama genel yapıyı anladım sonuçta :) Dvdsi çıksın, bi de edinip öyle izlemek lazım.

Bu arada Mal'ü (Marion Cotillard) Demet Evgar'a, Robert'ı (Cillian Murphy) da Murat Başaran'a benzeten tek ben değilim di mi :)

Son bişey... Az önce Demet Evgar fotoğrafı aradım Google'dan hakkaten benziyo mu diye. Kendisinin göğüsleri açıkta ama elleriyle kapatmış bi fotoğrafına denk geldim. Şeyi hatırlattı direk bana bu. Bi aralar 3-5 eleman, "Meme kanseriyle ilgili bi kampanya yapıyoruz" diyerek 10-15 tanınmış oyuncu ve mankenin göğüsleri açıkta fotoğraflarını çekmişlerdi. Öyle bi kampanya yoktu, poz verenler ücret almamıştı ve dağılmıştı o resimler internetten :) Bu da oldu bu ülkede :)


Danielsan, malın önde gideniymiş de haberimiz yokmuş

Paylaşayım
#16 | SİNEMA-DİZİ | 1 Ağustos 2010 Pazar, 13.49

Eski yazılarım - 06 Aralık 2009 Pazar

Pazar akşamı, can sıkkın, ne yapılabilir ne yapılabilir?.. Dizilere bakıyorum, tatile girmişler, girmeyenleri izlemişim. Prisoner diye 67 yapımı bi mini dizi var, 40'ar dakikadan 6 bölümden oluşuyo. Matrix'in bu diziden de çalıntı olduğu söylenir. Hakkaten de okuduğum kadarıyla benzer şekilde başlayıp benzer şekilde bitiyolar. Çalıntı, malıntı, adamlar süper para götürdü sonuçta :) Ama ben şu Prisoner'ı bi izleyeyim dedim ama arşivimde bulamadım :P Tekrar sipariş verdim ama gelmesi geceyarısını bulacak gibi :) Ne yapsak ne yapsak... Filmlerime bakıyorum... Metin Erksan - Sevmek Zamanı... Şu saatte tercih edebileceğim bişey değil. Hmm. Bir Nemfomanyağın Günlüğü... Yok, bunu da izlemicem bugün... Audrey Tautou'lu The Libertine... Sevgili Amelie'mizi çırılçıplak görebiliyoruz filmin bazı yerlerinde :) Ama bendeki versiyonu sansürlü idi yanlış hatırlamıyosam. Biraz uzun ve karışık da bi film... Ya ben film de izlemek istemiyomuşum... Ama bi bakıyorum, bi filmim daha var. The Karate Kid :) Evet, istediğim kafa yormamakmış, eskilerden güzel bi film, biliyoruz, tanıyoruz, başını-sonunu da biliyoruz ama izlemek istiyorum yine de. Başladım.

Şu anda ilk 20 dakikasını izlemiş durumdayım filmin ve bişey anladım ki, Daniel'in o sarı oğlandan plajda dayak yemesi gayet de yerindeymiş, çünkü Daniel kendisi kaşınmış. Sarı eleman uzaktan arkadaşlarıyla plaja geliyo motosikletleriyle ve bi bakıyo, kısa bi süre önce ayrıldıkları sevgilisi kız (Ali), Daniel'le gayet samimi bi şekilde, ondan dizinde top sektirmeceyi öğrenmeye çalışıyo. Ama beraber böyle kucak kucağa yere yuvarlanmalar falan. Sarı eleman deliriyo sinirden. Plaja iniyo, kızın çift kasetçalarlı koca müzik seti var, onu alıp kapatıyo, kıza vermiyo. Onunla konuşmasını istiyo, konuşmaya söz verirse verecek. Büyük ihtimalle bi özür dilenecek bişeyler olacak, barışıp tekrar sevgili olmak isteyecek belli ki. Orda Daniel mevzuya giriyo, "Bırak radyoyu" şeklinde. E biliyoruz ki oğlan karateci. Ama hiç beklediğim/hatırladığım gibi olmuyo olay. Sarı, Daniel'e "Sen karışma" diyo ve kıza dönüyo. Daniel ısrarla olaya müdahil olunca, daha doğrusu oğlanla dövüşmek için üstüne yürüyünce eleman da tamamen savunma amaçlı kenara çekiliyo ve Daniel yumruğunu kaldırmış gelirken yere yapışıyo. Kalkıp tekrar gelirken bizim eleman "çelme" dediğimiz olaya giriyo ve Daniel yine yerlerde. Ve oğlan yine kıza dönüyo işte "Konuşacak mıyız o konuyu" falan şeklinde. Daniel tekrar kalkıp gelince eleman yine kenara çekiliyo ve düşüyo angut.

Lan bi kere sen daha California'ya New Jersey'den geleli 24 saat olmamış. Bi havayı koklayacan, bi ortama bakacan. Bi gün önce akşamüstü binaya taşınıyosunuz, bi çocukla tanışıyon eşyaları taşırken, o da sana "Yarın partimiz var plajda gelir misin" falan diyo. Hop ertesi gün kalk, plaja git. Plajı da bok götürüyo bu arada. Parti ise plajda futbolumsu bişeyler yapmak, top koşturmak ve hava kararınca da ağaç dallarına sosis takıp ateşte ısıtmak şeklinde gerçekleşen bi hadiseymiş, onu öğrenmiş oluyoruz :) Ne diyodum. Şimdi tamam, onlar da zengin tarafın kızı, gelmiş takılıyolar, müzik setlerini bile getirmişler, müzik falan dinliyolar. Sen ne kaş göz ediyon kıza, derdin ne? Top sektirmeyi öğretmeye çalışmak ne demek ayrıca. O kızın abisi mi var, sevgilisi mi var, babası mı var çevrede, bi bak gerizekalı. İki kaş göz gördü Daniel, hop atla. E gelir görür oğlan da haliyle.

Şimdi bizim mal Daniel üçüncü kez düştükten sonra, sarı gelip ona yardım etmeye çalışıyo bi de. "Ne dersin, yeter bu kadar" diyerek. Bize filmin başrolü olarak gösterilen Daniel ise naapıyo? Sinsi bi şekilde yerden bi anda kalkıp burnuna yumruk atıyo elemanın. E gerizekalı, e mal. Tanımadığın adama ne vuruyon öyle. Bi kere yeni taşındığın bi eyalette öyle hemen artislenmeyecen, bi bakacan etrafına. Neyse. O yumruğu yiyen sarı bunun ağzını burnunu kırıyo gönderiyo haliyle. Kim ne derse desin, Daniel, tüm bu karatecilik olayını ve filmin konusunu oluşturan mevzuları başlatan durumu kendi yaratıyo. Sen gelip adamın kızla olan konuşmasına girersen dayak bile yersin bırak öyle adamın kendini savunmasını. Koca 3 bölüm süren Karate Kid serisi gözümde an itibariyle bitmiştir, Şerefsiz Kid şeklinde dönmüştür en kötü. Miyagisan var en azından boyala parlat falan filan, ayrı bi güzellik katmıştı çocukluk dönemimize.

Geri kalanını da böyle gıcık bi şekilde izleyeyim ben şu filmin :)


A Takımı

Paylaşayım
#13 | SİNEMA-DİZİ | 28 Temmuz 2010 Çarşamba, 11.23

Oyunların, dizilerin sinema filmlerinin yapılması, çoğu zaman remakeler kötü sonuç doğurmuştur. Oyun olarak aklıma Alone in the Dark geliyor mesela. 2 filmi de birbirinden berbattı. Tamam fena olmayanları da vardı, ama akılda kalmadı hiçbiri. Gişe filmi oldular, parayı kaldırdılar, bitti sonra. Kaderleri bu sanırım :)

Ama The A-Team / A Takımı'nı dün izledim. Hani her önüne gelen çektiği filme "Aksiyon" ibaresini de yerleştiriyo ya. A Takımı öyle değilmiş :) Lansmanı iyi yapılmasa da gayet kaliteli bi filmdi. İzlediğim en sağlam saf aksiyon filmi 2003'te kalmıştı, S.W.A.T... Devamında da geçen yıl Sherlock Holmes'ü izledik ama bahsettiğim bi saniye durmayan bi film, saf aksiyondan kastım odur. 7 yıl sonra hiç beklemediğim bi yerden A Takımı'nın çıkıp gelmesi gayet hoş oldu. Bi süredir arşivimde bekleyen, "Lan yine saçma sapan şeylerle doldurulmuş, dizinin hatrına insanları çekmesi beklenen, ağzına kadar efekt saçması bi filmdir kesin" derken bir buçuk saat hiç durmayan bi aksiyonla karşı karşıya kalmış olmak acaip eğlendirdi beni. Bi süredir dizi bağımlısı olduğum için sinema filmleri izlerken, özellikle evimdeysem uyuyorum. 20, olmadı 40 dakikalık diziler yeteri kadar güzel götürüyorken işi, 1-2 saatlik filmler bayıyor haliyle. Ha sonuna kadar dayandım A Takımı'nda ama biter bitmez de sızdım, o ayrı :)

Yaz dizilerinden takip ettiğim Eureka başladı bu arada, ilk 3 bölümü yayınlandı. Diğer diziler ise verdikleri kısa aranın ardından Eylül'ün sonunda gümbür gümbür geliyorlar. Supernatural, How I Met Your Mother, The Big Bang Theory, Fringe, House MD, Dexter, The Office ve Modern Family 20 Eylül civarı başlayacak yeni sezonlarıyla. Spartacus ise 2011 ortalarında geliyor. Human Target'sa belirsiz :) Breaking Bad ise 3'üncü sezonunu yeni bitirmiş olmasına rağmen çok tatlı yerde kalmıştı. Deli gibi spoilera giresim var ama ayıp :) Başlasa ya o da 2011'den önce :)


Erken oldu biraz ama buyursun :)

Paylaşayım
#11 | SİNEMA-DİZİ | 13 Temmuz 2010 Salı, 12.21



Gelmedi şöyle bi film daha...

Paylaşayım
#6 | SİNEMA-DİZİ | 1 Temmuz 2010 Perşembe, 14.27



Son bikaç yıldır söylediğim bişey bu. 2 ve 3'ü değil, Matrix'in kendisi lazım. Gerçi hakkında, senaryosunun çalıntı olduğuna dair bin tane yazı çıktı, The Prisoner'dan ya da Ghost in the Shell isimli bir anime filmden çalıntı olduğuna dair. The Prisoner'ı izlemedim ama Ghost in the Shell'i izlemiştim. Hakkaten çalıntı değil desem yalan olur :) Wachowski'ler etkilendik/esinlendik dese de çalmışlar, o açık :)) 2 ve 3'te düzeltiriz dediler, onu da beceremediler. Ama çalıntı malıntı, o animenin böyle bi filminin yapılmaması dünyaya haksızlık olurdu. Yapmışlar da fena mı olmuş. Bekliyorum bunun gibi efsane olacak bi film daha. Çalıntı olması problem değil, çalındığından güzel olsun, yeni bişeyler getirsin sinemaya :) Remake, remake nereye kadar. Çalın, yeniymiş gibi verin izleyelim kardeşim. Sonra haklarında yazılar yazalım şundan bundan çalıntı diye ama siz parayı götürdükten sonra ne önemi var di mi :)

Bu fragman ise yine 2000'de divx olayına girmemle birlikte izlediğim ilk yüksek çözünürlüklü fragmandır. Filmi izledikten 1 sene sonra :) Bunu 500 kere izledim sanırım, evet, bi fragmanı :) Üstüne altyazı falan da hazırladım kendisine kendi kendime :) Notepad ile milisaniye belirterek (*.sub) :)


Toy Story 3...

Paylaşayım
#5 | SİNEMA-DİZİ | 1 Temmuz 2010 Perşembe, 14.09



Sinemada 3D üstüne ilk defa ciddi yatırım yapmış filmin 3'üncüsü, yarın gösterime giriyor. İlkini izlediğimde 2000 civarıydı. 2 cd divxti. Altyazısı yoktu bile :) İkincisini de yakın bi süre sonra izledim. Tek cdlik bir altyazı vardı elimde ve film 3 cdydi. C++ programcısı arkadaşım Eren bize gelmiş, o altyazıyı 3'e bölecek programı yazmıştı koca gün uğraşarak. Ben de pastayla börekle kolayla beslemiştim kendisini :) Yaptı da :) Gerçi kolayı televizyonun üstüne dökmüş, sonra çorabımla temizlemeye kalkmıştı, ben mutfaktan odaya geri dönerken yakaladım :) Gümledi tabi televizyon, 30 TL tutmuştu o zaman :) Araya dipnot olsun.

Herneyse. İlkinin 220x160 civarındaki mpeg iğrenç fragmanını 100 kere falan izlemişimdir Pc World'ün verdiği ilk cdlerden birinde. Lansmanı First 3D Animated Movie Ever şeklindeydi :) Şimdi kaçıncı oldu bu bilmem ama Toy Story'nin yeri her zaman ayrıdır. Bu bölümde anladığım kadarıyla (biyerlerden de okudum tabi :)) Andy eşşek kadar olmuş, üniversiteye gidecek yaşa gelmiştir. Oyuncakları da bir kreşe verir. Bu kadar anladım ben :D Sonrasını zaten anlatmanın mantığı olmadığını düşünmüşler ki pek yazan olmamış. Yarın görürüz artık. Çoluk çocuk gitmeyecekseniz, mümkünse Imax'te orijinal seslendirmeli gidilmesini şiddetle tavsiye ediyorum. Tamam bizde de güzel dublaj mevcut, güzel yapıyolar vs vs ama Woody'i Tom Hanks'ten, Buzz'ı Tim Allen'dan, yeni oyuncu Ken'i Michael Keaton'dan ve Kovboy Kız Jessie'yi Joan Cusack'tan dinlemek, herşeyden önce orijinal seslendirmesiyle dinlemek daha mantıklı geliyor bana. Çoluk çocuk gidecekseniz zaten Türkçe seslendirmeli olana gidin, benim girdiğim seansa falan denk gelir, neme lazım :P


Breaking Bad...

Paylaşayım
#3 | SİNEMA-DİZİ | 30 Haziran 2010 Çarşamba, 10.26

İzlediğim tüm dizilerin tatilde olmalarından ötürü yeni dizi arayışına girmiş, bi süredir de anime Angel Beats'e takılmıştım. Kendisi genç yaşta ölenlerin diğer tarafta gittikleri bir okulu anlatan bir anime. Eğer normal öğrenci olurlarsa melek tarafından tekrar dünyaya herhangi başka birşey olarak gönderiliyorlar. O yüzden melekle sürekli savaş halinde olmaları lazım. Silahlar, kılıçlar vb. Yani tüm animelerde olduğu gibi işler sonradan çok değişiyor, güzelleşiyor bile. 20'şer dakikadan 13 bölümlük kaliteli bir animeydi, önerimdir.

Ve kendime bulduğum yeni dizim ise başlıkta ve resimde görüldüğü üzere... Adamımız, üniversitede, kendi halinde bir kimya öğretmeni. Hatta maaşı ailesini geçindirmeye yetmeyince bir araba yıkama firmasında da çalışıyor okul sonrası. Okulda dersi dinlemediği için kızdığı öğrencisinin arabasının cantlarını parlatmak zorunda bile kalıyor. Fakat bi süre sonra akciğer kanseri olduğunu, birkaç yıllık hayatı kaldığını öğreniyor ve çooook başka işlere giriyor. "Kendi halinde" olmayı bırakıyor, uyuşturucu üretmeye başlıyor :) Ve şehrin uyuşturucu mafya babalığına uzanan bir yol. İlk bölüm çok çekti beni. Takip ettiğim haber grubunda da tüm izleyenlerden olumlu tepkiler almış olmasıyla birlikte, Breaking Bad'leri ediniyorum yavaş yavaş. Yani indirmiyorum yanlış anlaşılmasın :) Ediniyorum. Henüz dikkat etmemiş olan varsa afişteki Br ve Ba'ya dikkat edin :) An itibariyle 3'üncü sezon bitmiş bulunmakta. İlk sezonu 7, sonraki 2 sezon 40'ar dakikadan 13'er bölüm. Hesaplamayın hiç, zira ben hesapladım. tam 22 saat... 22 saatimi daha dizi izleyerek geçireceğim sefil hayatımın :)

Bu arada yaz dizisi olan Eureka başlamak üzere Temmuz civarında. Bi yaz dizisi olarak bilimkurgu tarzının seçilmiş olması her ne kadar ilginç olsa da kendini gayet izlettiren kaliteli bir yapım. Bir baba ile kızın uzun bir yolculuk sırasında yanlış bir yola sapmalarıyla arabalarının bozulması ve devamında ulaştıkları çöl kasabası Eureka. Hemen pilot bölümde öğrenileceği gibi, o kasaba biraz anormal :) Askeri bir üs, ülkenin en akıllı insanlarının toplanıp silah ve korunma için projeler ürettikleri bir alan. Babanın oraya şerif olmasıyla birlikte olaylar biraz değişiyor ama çok değil. Komedi ile bilimkurguyu karıştıran ama efektten hiç ödün vermeyen bir yapım kendisi. İlgilenenler için önerilir. Asıl derdim Breaking Bad'in afişi biraz büyük olunca yer doldurmak için gayet kabul edilebilir bir dizi tanıtımı oldu bence :)

  • TÜM KATEGORİLER3131   
  • YAZILAR FALAN337   
  • SİNEMA-DİZİ417   
  • VİDEOLAR769   
  • MÜZİK245   
  • HAYVANLAR209   
  • BİLİM-TEKNOLOJİ109   
  • OYUNLAR112   
  • TROLL-MİM-CAPS120   
  • GÜZELLER73   
  • ALINTILAR235   
  • İLGİNÇ BUNLAR285   
  • TARİH GÜNLÜĞÜ220   


  3 2 1






Serkan&Blog'a hoşgeldiniz!
Kişisel blog olarak tasarladığım sitemde ilgilendiğim türlü konularda yazılar, resimler, videolar ve hatta flash tasarımlar ve oyunlar bulabilirsiniz. Bununla birlikte girdilerin altında bulunan alanlara tıklayarak yapılan yorumları okuyabilir, yorum yapabilirsiniz.
Hakkımda daha fazla bilgi için tıklayın.







Geçmişteki Günlerden...

Serkan&Blog 2005'ten itibaren kendi çapında bir blog girişimi olup blog hizmeti sunan sitelerin aksine tasarım, tema ve kodlamasının tümü yazarına aittir. Onlarca gereksiz apiyle, reklamla siteyi boğmak yerine kolay okunabilir / gezilebilir bir blog sunmak gibi bir derdi vardır. Site sahibi tekil girdilerin altlarında bulunabilecek yorumlar için sorumluluk kabul etmez, yorumların tüm sorumluluğu yazarına aittir.
Serkan&Blog © 2005 - 2018
  3 2 1
 
. . . . . . . . . .