. . . . . . . . . .

Var mı Splatterhouse'u hatırlayan?

Paylaşayım
#335 | OYUNLAR | 1 Aralık 2010 Çarşamba, 10.13

90'larda, atari salonlarından çıkmadığımız dönemlerde oynadığımız oyunlardan biri de Splatterhouse'dı. Sanırım sevgilimizle yağmurdan korunmak için bi eve gidiyoruz ve sevgilimizi kaçırıyorlar, bizse evin içinde binlerce çeşit garip yaratıkla karşı karşıya kalıyoruz. Yüzümüze taktığımız maskeden ise kurtulamıyoruz. Kanalizasyonda giderken üzerinden atladığımız gürzlerden, önünden geçtiğimiz aynaların bazılarından benzerimizin çıkmasından, bize saldıran sandalyelerden, düşen avizelerden falan bahsedersem sanırım ismini bilmese de çoğu kişi hatırlayacaktır. İşte o oyunun yenisi çıkarılmış. İsmini gördüğümde heyecanlandım önce filmi çıkmış diye, zira oyunu oynayacağımı sanmıyorum. Eski ve yeni oyunun görüntülerinden oluşan retro traileri buyrun.



Another World Speedrun

Paylaşayım
#308 | OYUNLAR | 29 Kasım 2010 Pazartesi, 11.33

İlk blogumdan - 28 Aralık 2007 Cuma, 16.28
Son rekorum 00:13:56.34 tür :) Baştaki intro ve son sahne atlanmış olup, aktif olarak oynanan bölümler kronometreye dahil. Hodri meydan :)


2 yeni flash oyun...

Paylaşayım
#272 | OYUNLAR | 29 Kasım 2010 Pazartesi, 11.26

İlk blogumdan - 24 Eylül 2007 Pazartesi, 23.05
Son bikaç gün içinde gezindiğim sitelerden falan hakkaten çok saran 2 oyun buldum :) Anlatımıma bakmayın, karışık olabilir ama ikisini de denemeniz şiddetle öneri.

İlki The Impossible Quiz. Sorular ve şıklar veriyo. Az ingilizce, biraz sabır ve özellikle kıvrak zeka ile çözülebilecek bi oyun. İlk sorular basit falan ama ilerledikçe zorlaşıyo. Kıvrak zeka kullanımına örnek vereyim: Mesela 17'nci soruda bi işlem soruyo. Mesela 24-7=? diyo. Şıklar arasında 17 yok. Sol üstteki soru numarasını belirten 17'ye tıklamanız gerekiyo mesela :) Veya soru numarası yazmayan bi soruda o anda kaçıncı soruda olduğunuzu sorabiliyo. Ya da mesela soru "En küçük daireye tıklayın" şeklinde bi soru var. Altta da 4 daire var ama 4'ü de doğru cevap değil :) Sorudaki "CLİCK" kelimesinde i'nin üzerindeki nokta doğru cevap vb. gibi. Sanırım keyif alarak oynayacaksınız :) Yüklenmesi için biraz beklemeniz gerekebilir. Tam ekran oynamak için...
Buradan...

İkinci oyunum ise süper bi platform oyunu. İki tane adamı yönetiyoruz. Yukarı, aşağı, sol, sağ tuşları yön tuşları. Space tuşu ile diğer adama geçebiliyoruz. Z tuşu ise zıplama tuşu. Olayın ne olduğu belli değil. Kendilerini bi anda bi odanın içinde bulan kahramanlarımız geçmişlerine ait birçok şeyi hatırlamıyor. Neden orada oldukları konusunda da bi bilgileri yok. Birbirlerini de tanımıyolar. Ama anladıkları tek şey oradan çıkmak zorunda oldukları. Şimdilik bölüm (oda) sayısı çok fazla değil. Her cumartesi yeni bölümler ekleniyomuş. Cube filmini hatırlattı bana. Elemanların konuşma balonları ile her bölüm başında yaptıkları konuşmalarda da "Cube filmini hatırlıyon di mi, öyle bi yerdeyiz sanki" cümlesi geçiyo. Tarz olarak adı gibi platform. Ancak benim nefret ettiğim, o altın zart zurt toplama gibi bi dertleri yok. Tek amaçları bulundukları odadan kurtulmak. Bilmeceler zor değil, ingilizce de gerektirmiyor. Bi de bölüm başlarındaki konuşmaları geçmek için "b" tuşu yeterli. İki kişi olmalarının nedeni ise odalardaki bilmecelerin çözülmesi için iki kişi olmaları gerektiği. Mesela bi elemanı asansörün üstüne çıkarıp diğer elemanı da odanın diğer ucundaki kolu çekmeye götürüyoruz. Asansördeki eleman yukarı doğru çıkıyor. Yukarıdaki kolu çekiyor. Öbür taraftaki ise kapıdan çıkıyor gibi.
Buradan...


Birkaç link...

Paylaşayım
#231 | OYUNLAR | 25 Kasım 2010 Perşembe, 12.10

İlk blogumdan - 15 Haziran 2007 Cuma, 15.50
İlk linkim bir oyun. Lust for Bust... Eski ama benim çok sevdiğim bir oyun. Arkadaşımızın evinde, kanepede oturuyoruz. Yanımızda da arkadaşımızın göğüs dekolteli kızkardeşi mevcut. Kız başka tarafa bakarken mouse ile dekolteyi olabildiğince değerlendirmeye çalışıyoruz. Olabildiğince değerlendirmenin oyundaki tanımı sol üstteki barı (Ogle-Meter) doldurmak, hemen altındaki zaman bitmeden tabi. Ne kadar yakından gözetlersek o kadar hızlı doluyo ama ne kadar yakınsak da kıza yakalanma şansımız o kadar yüksek. Gayet gerçekçi bi oyun, heyecan yaptı bende. Hatta yakalanınca da bi an cidden korktum :D
Burdan...

Sling. Başka bi oyun daha. Garip yaratıkların dünyasındayız ve o garip yaratıklardan biri de biziz. Dünyamıza güç veren elementlerden biri başka bir evrenden gelen canavarlar tarafından çalınıyor ve biz de peşinden gidiyoruz. Kafamızdan çıkan elimizle taşlara tutunarak, uzaktaki taşlara ise kendimizi lastik gibi çekip bırakmak suretiyle ulaşarak her bölümdeki beyaz taşların tamamını yeşile çeviriyor ve sonrasında açılan geçiş kapısına (vortex) ulaşarak bir sonraki bölüme geçiyoruz. 50 level, bağımlılık yapıyor. Grafikler muhteşem. Seslendirmeler ise bir flash oyundan beklenmeyecek kadar kaliteli. Uzun diyaloglar falan mevcut ve esprili bi oyun :) Bilgisayarınıza indirip de oynayabilirsiniz. Birkaç gün önce o konuda bilgi vermiştim. Oyunu kapatıp geri açtığınızda kaldığınız yeri hatırlıyor bu arada.
Burdan...

Bi oyun daha var listede. KissMat2 - Stolen Kisses. Amaç kız arkadaşımızı değişik mekanlarda öpmek. İlk bölümde sınıftayız, hoca anlatıyo bişeyler, yapışıyoruz hatuna. Sol üstteki zaman dolmadan sağdaki öpücük sayacını 100'e getirmemiz lazım. İkinci bölüm okulun yemekhanesi ya da kafe gibi bi mekan. Burada da yine ders anlatan bi hoca mevcut. Yine ona ve aynı zamanda ortalıkta gezen garsona yakalanmamamız lazım. Hoca sustuğunda, garson ise durduğunda dikkat :) Üçüncü bölüm otopark. Burada da gezen polisler var, onlara dikkat etmemiz lazım. Son bölüm de kızın evinde. Kızın babası, annesi ya da evin köpeğine yakalanmamamız lazım burda da öpüşürken :) Özellikle köpek çok pis ısırıyor :D
Burdan...
(Bu oyunun direk swf dosyasını bulmak çok zorluyor. O yüzden temporary internet files klasörüne gidip KissMat-2 ile başlayan flash dosyasını alabilirsiniz.)

Ve son linkim de bi fotoğrafçının sitesi. Jordan Matter adlı fotoğrafçının "Uncovered" galerisi. Matter'ın Uncovered isimli çalışması "Acaba kadınlar sokaklarda üstsüz dolaşsalar göğüs, biz erkekler için bu kadar ilgi çekici mi olurdu, yoksa bi anlamı kalmaz mıydı" sorusuna yanıt arıyor :) Galeride 81 fotoğraf, fotoğraflarda ise sokaklarda üstsüz dolaşan, işyerinde üstsüz çalışan genç ve yaşlı kadınlar mevcut.
Burdan...


Shank

Paylaşayım
#124 | OYUNLAR | 29 Ekim 2010 Cuma, 16.15

Böyle oyunlar çıkıyo da benim niye haberim olmuyo? 2009'da çıkmış tanıtım videosu alttadır. Otu b.ku 3D diye önümüze getirdikleri bi dönemde 2D, hele de platform oyunu (gerçi 2D ne oyunu var başka :P) çıkarmak çok riskli bi işk olsa gerek ama yapmış adamlar. XBOX 360 ve PS2'ye çıkmış olmasına rağmen geçtiğimiz günlerde (çok da geçmiş olabiliriz o günleri :)) PC versiyonunu da çıkarmışlar. Shank, gördüğüm kadarıyla gayet hoş bir oyuna benziyor özellikle karakterlerdeki netlik ve ara sahneleriyle birlikte. Konu, sesler, müzikler vb. de oturmuşsa hiç kaçırmayalım annem. 2D oyun için çok fazla sistem gereksinimi istemiyodur işalla. Ayrıca 2D oyun neden PC için çıkmaz ki önce? Amiga için çıkaraydınız oldu olacak. Kısaca, süper bi video gördüğüm kadarıyla. Yeni de haberim oldu benim, ne zaman çıktığını da bilmiyorum :) Benim gibi haberi olmayan arkadaşlarla paylaşmak istedim. Aha da Shank.



Finwick

Paylaşayım
#121 | OYUNLAR | 28 Ekim 2010 Perşembe, 13.24

Bikaç gün önce Platform The Game'i tanıtmıştım, şimdi de bi üst versiyonunu tanıtıyorum. Eğer Platform The Game'i oynamamışsanız önce onu oynamanız önerilir, zira Finwick, Platform'un taşıdığı çoğu öğeyi taşıdığı gibi başta görüntü ve müzik, devamında daha zor bölümler, ekstra araçlar vb. birçok yeni özelliğe de sahip. Platform The Game'den çok daha uzun olması da ekstrası. Ayrıca Platform'u oynamamışsanız da hemen oynayın zaten :) Görebileceğiniz en kalite Shockwave oyunlarından biridir, kaçmaması önerilir.

Başlamadan şunu belirtmekte fayda var ki, oyun, Platform gibi tamamı ücretsiz olan bir oyun değil, belli bir bölüme kadar (20-30 bölüm olması lazım) ücretsiz oynanabiliyor. Ama yine de keyif veriyor. Yalnız o bölümden sonra "Aha ilerde bunları bunları da oynayabileceksiniz para verirseniz" diye gösterdikleri grafikler de insanın ağzının suyunu akıtıyor :) O yüzden ya hiç oynamayın, ya 10 dolar mı ne bi ücreti var, onu ödeyin, temiz olsun. Paypal falan da kabul ediyor. Ücreti ödeyince ömür boyu oynanabiliyor oyun. Ya da şifresi falan filan bulunur mu bi taraftan bilmiyorum, araştırmadım. Çünkü Platform the Game gibi güzel bi oyunu ücretsiz sundular, Finwick de resimden görebileceğiniz üzere kaliteyi bi üste taşımış, emeklerinin karşılığını vermek istedim. Gerçi kredi kartı falan kullanan bi insan da değilim ama Paypal hesabı olan bi arkadaşımın bana olan ufak bi borcunun bi kısmını bu şekilde aldım diyebilirim. Sonra da öldürdüm zaten :P

- Hani oyun anlatıyodun sen?
- Ya bi dakka, anlatıyorum işte
- Yoo, yine geyiğe sarmışsın

Evet, direk tanıtıma geçelim bence de :) Platform'dan sonra dikkatimi çeken ilk şey rahat grafikler oldu. Çoğu ormanda geçen oyunun bir kısmı da şehirde, madende, yeraltı sularında ve son olarak yine ne olduğunu net bilemeyeceğimiz (belki de bilebileceğimiz :) ) garip, insan yaratımı olması ihtimali düşük olan (ya da belki değildir?) yerlerde geçiyor. Platform'a oranla karakterlere yeni bir özellik eklenmiş: Stomp. Havadayken aşağı tuşuna bastığınızda o hizada, dümdüz ve hızlı bir şekilde aşağı iniyor. İki tarafından resimdeki elektrik şeklinde kaçınmamız gereken şeyler olan yerlerden inerken kullanmak lazım. Stomp'la aşağı indiğinizde civardaki kutuların dağılması ve hatta sokak direklerinin devrilmesi gibi güzellikler de var. Bunları baştaki tek kişi olarak oynayacağınız birkaç bölümde bol bol test etme şansınız olacak. Gelelim hikayeye.

Kasabanın Finwick isimli delikanlısı, okullar tekrar açılana kadar yaz boyunca postacı olacak, böylece biraz para kazanacaktır. Ormanda bir ağaçta yaşayan Doktor Barker'a mektubunu götürmek üzere yola çıkar, yalnız ormanda garip hayvanlara rastlar. Aynı zamanda ormanda süregelen garipliklerin madenden kaynaklandığına inanan bi grup insan da madene girmiş ancak 4 gündür çıkamamışlardır. Bunu çözmek üzere ormanın derinliklerine doğru hareket eder. Bir yerden sonra ormandaki gariplikleri farkeden bir kız arkadaşı (Pentella) da kendisine katılacaktır.

Konudan sonra bir de değişikliklere değinmek lazım. Finwick, Platform'a oranla çok daha üzerinde uğraşılmış bir oyun söylediğim gibi. Birbirinin aynısı mekanlar yerine farklı farklı alanlarda geçen, birbirinden farklı öldürücü nesnelerin olduğu, ve Platform'da olmayan birkaç ekstra oyun içi garipliğinin olduğu bir oyun. Bunlara örnek olarak otomatik silahları verebiliriz. Tavanda asılı durup sizi gördüğünde ateş etmeye başlıyorlar, kaçmak gibi bi şans yok. Veya teleporterlar. Bir yerden başka bir yere milisaniyeler içinde geçebiliyorsunuz. Bunların nereden nereye götürdüğünü duvarlardaki çizgiler ile anlayabilirsiniz. Oyunun başlarında da kullandığınız, bir yerden bir yere Tarzan misali atlayabileceğiniz ipler de çok hoş yapılmış. Sağ-sol tuşlara bastıkça moment kuvvetiyle birlikte daha da hızlanan bu iplerin tasarımı oldukça gerçekçi olmuş. Oynadığınızda anlayacaksınız.

80 civarı bölümüyle ve ses efektleri ile müziği, karakterlerin konuşma tarzları ile bir web oyunu, havasına insanı bu kadar sokabilir. Kısacası oynayın. derim. Resme tıklıyoruz her zamanki gibi.



Platform The Game.. Eskilerden bir dost...

Paylaşayım
#114 | OYUNLAR | 25 Ekim 2010 Pazartesi, 10.29

Hareket eden platformlarla, lazerlerle dolu bir yerde uyanıyorsunuz. Kim olduğunuzu hatırlamıyorsunuz. Nerede olduğunuz ve oraya nasıl geldiğiniz konusunda hiçbir bilginiz yok. Karşınızda da başka biri var, o da baygın. Gidip uyandırıyorsunuz ve kim olduğunu soruyorsunuz. O da sizden farklı değil... Tek bildiğiniz oradan çıkmanız gerektiği... Platform The Game'in konusu bu. Shockwave ile hazırlanan oyun tamamen ücretsiz ve bir o kadar da kaliteli. Oradan oraya atlamak, zıplamak ve her "ekranı" geçmek. "Yandığınızda" o ekrandan başlıyor oyun tekrar. Ve oyunu ilginç kılan en önemli özelliği ise 2 kişiyi birden yönetiyor olmamız. Aynı anda değilse de aynı anda yönetmeye çok yakın olduğumuz zamanlar oluyor. Oyuncular arasında space ile geçiş yapabilir, yön tuşları ile yönetebilir ve "Z" tuşu ile de zıplayabiliriz. 2005-2006 civarında "Haftalık platform oyunu" sloganıyla çıkan oyun, başladığında tek ekranı oynatıyordu. Ve her perşembe gün yeni ekran ekleniyordu. Bir yıla yakın bir süre insanları (ben de dahilim) oyaladı :) Kazancı ise altta üstte gösterdiği reklamlardı. Yalnız yeterli gelmemiş olacak ki bir sonraki oyunu çıkarmaları uzun sürdü ve o oyun ücretliydi. Platform The Game, detaylarıyla ve oyun kurgusuyla belki oyun oynamaya Counter Strike ile başlamış olan jenerasyonu değil ama Barbarian ile başlamış benim dahil olduğum jenerasyonun oyuncularını keyifle ekran başına bir süre bağlayabilecek nitelikle. Resme tıklıyoruz.



Coma...

Paylaşayım
#113 | OYUNLAR | 23 Ekim 2010 Cumartesi, 12.40

Kendisi fazla ingilizce gerektirmeyen güzel oyunlar (FIGGO) serisinden (seriyi ben şimdi uydurdum) hakkaten güzel bir oyun. Kısaca bir açıklama şöyle ki, babamız kızkardeşimizi evin bodrumuna kilitlemiş, biz de onu kurtarmaya çalışıyoruz. Ama olay karakterin hayal dünyasındaki çiçekli böcekli ve güzel müzikli mekanlarda geçtiği için gayet hoş. Rahat çizimleri ve -üzerine basarak tekrar söylüyorum- rahatlatıcı, güzel müziğiyle dikkat çeken oyunu çok sevdim. Çok az bi adventure oyun havası var, yani bazen nerede ne yapacağımızı bulabilmemiz gerekiyor ilerlemek için. Kendisi çözmek isteyenler artık okumayı bırakabilir ve bir alt paragrafa geçebilir. Zira Ankara yöresinden bir spoiler geliyor şimdi :) (((Kütüğün içindeki adam keskin uçlu birşey istediğinde, oyunun başından itibaren bize yarenlik eden kuşa, babamızın oltasının ucunu aldırtıyor ve adama getiriyoruz.)))

Resme tıklayarak oyunu yeni pencerede açabilirsiniz. Sol üstteki aparattan "Scale to screen"e tıklayarak oyunu tam ekran yaparak oynarsanız tabi daha keyifli olacaktır. Buyrun:



Blosics 2

Paylaşayım
#51 | OYUNLAR | 28 Ağustos 2010 Cumartesi, 14.36

En sevdiğim fizik oyunu olan Blosics'in yenisini oynuyorum bir süredir. Hatta şu anda yarım saat içinde bitirebiliyorum en başından başlayıp :) E paylaşmak lazım diye düşündüm.

Oyunda amaç sağdan seçtiğimiz top türüyle düşürebildiğimiz kadar yeşil blok düşürmek. 100 puanlık düşürdüğümüzde sağ altta saymaya başlıyor 3'ten geriye ve Next ibaresi ile bir sonraki bölüme geçebiliyoruz. Kırmızı bloklar eksi puan. Beyazların ise herhangi bir önemi yok. Bu arada her top da altında yazan puan kadar götürüyor.

Oyunun bu ikinci versiyonunda yeni bir özellik eklenmiş. Challenge... Her bölümde ekranın üstünde yer alıyor. Bazı bölümlerde tek topla 100 puanı yakalamak, bazılarında hiç kırmızı düşürmemek, bazılarında ise tüm yeşilleri düşürmek veya patlayan blokları patlatmamak amaç. Her bölümde üstteki Challenge'a tıklayarak öğrenebiliyoruz. Her kazandığımız challenge bize bir yıldız kazandırıyor. Her 6 yıldızda bir ise yeni bir top kazanıyoruz. Daha doğrusu yeni bir özellik kazanıyoruz.

İlk 6 yıldızımızda bize herhangi bir yere dokunduğunda patlayan bir top veriyor. İkinci 6 yıldızımızda ise klavyeden E'ye bastığımız anda patlayan bir topumuz oluyor. Üçüncü 6 yıldızda ise dokunduğu bloğu kaybeden bir topa sahip oluyoruz ki bu gereksiz olmuş. Bunu hiç kullanmadan da çok rahat bitirilebiliyor oyun. 4. özelliğimiz ise dondurma özelliği. Herhangi bir anda F'ye bastığınızda ekrandaki herşey donuyor. Hiç kırmızı düşürmemeniz gerektiği bazı bölümlerde işe yarayabiliyor. Son özellik ise yeni bir top. Mor renkte ve bir karadelik oluşturuyor. Bu eğlence için koyulmuş biraz. Bunu, tüm bölümlerdeki challenge'ları aldığınızda ediniyorsunuz, ki o eğlenceyi kaçırmamak için anlatmayayım ben şimdi :)

Bi not: Çok pis alışkanlık yapıyor. Bitirmek bile oyundan kurtulmaya yetmiyor :)
İki not: Oyundan çıkıp geri girdiğinizde kaldığınız yeri hatırlıyor.

Oyuna bu linkten ulaşabilirsiniz.


Hoshi Saga...

Paylaşayım
#36 | OYUNLAR | 6 Ağustos 2010 Cuma, 23.28

Her bölümde bir adet yıldız bulmaya çalıştığımız bir oyun Hoshi Saga. 3 sene önce ilki çıkmıştı. Kısa sürüyo olmasına rağmen gayet eğlendirmişti. Sonra 2 ve 3'ü de çıktı. Kaliteyi hiç bozmamışlar, ilk oyunun kalitesinde devam etmişlerdi ama siyah beyazdı nedense.

Devamında Hoshi Saga Ringo (4) ile renk dünyasına da giriş yapıldı. Ringo'nun devamı 5 ile de devam etti seri. 6'yı ise bi süredir bekliyorum.

Basit görünen ama ara ara çok zorlayan, ama her bölüm sonunda eğlendiren canavar oyun Hoshi Saga'nın tam ekran linklerini sırasıyla veriyorum aşağıda. Browserınız dosyayı indirmeye çalışırsa indirip "Çalıştır" derseniz de tam ekran oynayabilirsiniz. Neyle çalıştırayım dediğinde browserı seçmek lazım tabi, Internet Explorer, Firefox, Opera vb. Oyunlar yeni pencerede açılırlar.

Hoshi Saga 1
Hoshi Saga 2
Hoshi Saga 3
Hoshi Saga 4
Hoshi Saga 5

  • TÜM KATEGORİLER2957   
  • YAZILAR FALAN336   
  • SİNEMA-DİZİ410   
  • VİDEOLAR734   
  • MÜZİK230   
  • HAYVANLAR209   
  • BİLİM-TEKNOLOJİ95   
  • OYUNLAR112   
  • TROLL-MİM-CAPS120   
  • GÜZELLER72   
  • ALINTILAR196   
  • İLGİNÇ BUNLAR277   
  • TARİH GÜNLÜĞÜ166   


  3 2 1







Serkan&Blog'a hoşgeldiniz!
Kişisel blog olarak tasarladığım sitemde ilgilendiğim türlü konularda yazılar, resimler, videolar ve hatta flash tasarımlar ve oyunlar bulabilirsiniz. Bununla birlikte girdilerin altında bulunan alanlara tıklayarak yapılan yorumları okuyabilir, yorum yapabilirsiniz.
Hakkımda daha fazla bilgi için tıklayın.




 Son 1 ayda en çok bunlar izlenmiş 





Geçmişteki Günlerden...

Serkan&Blog 2005'ten itibaren kendi çapında bir blog girişimi olup blog hizmeti sunan sitelerin aksine tasarım, tema ve kodlamasının tümü yazarına aittir. Onlarca gereksiz apiyle, reklamla siteyi boğmak yerine kolay okunabilir / gezilebilir bir blog sunmak gibi bir derdi vardır. Site sahibi tekil girdilerin altlarında bulunabilecek yorumlar için sorumluluk kabul etmez, yorumların tüm sorumluluğu yazarına aittir.
Serkan&Blog © 2005 - 2018
  3 2 1
 
. . . . . . . . . .