. . . . . . . . . .

~ Serkan & Blog'un 1 girdi için oluşturulmuş seyirlik versiyonundasınız. Sitenin geri kalanı için tıklayın ~
Mevlüt'te muhabbet

Paylaşayım
#202 | YAZILAR FALAN | 23 Kasım 2010 Salı, 14.55

İlk blogumdan - 19 Eylül 2006 Salı, 00.21
İşten çıktım, Mevlüt'le karşılaştık, "Evine bırakayım" dedim, geldi. Cüneyt de geldi. (Hızlı geçiyorum, uykum da geldi :P) Mevlüt oturmaya çağırdı bizi, gittik biz de. Çay yaptı önce. Evinin manzarasını izledik akşamüstü daha hava aydınlıkken. Bi taraftan muhabbet ediyoruz üçümüz. Daha sonra Cüneyt'in karnı acıkınca lahmacun söyledik, kola aldık. Karnımızı doyurduk, üstüne soda içtik, sigara içtik, muhabbet gırla gidiyo. İşten konuştuk. Kanalda olup bitenlerin dedikodusunu çevirdik :D Konu Cüneyt'in kuaförlüğünden askerlik anılarına kadar geldi. Anlatıyo da anlatıyo. Arada birimizin ekleyecekleri oluyo kendi anılarından. Sonra Cüneyt devam ediyo. Abarttı en sonunda ayağa kalktı, stand up'a başladı. Buna "ampul" lakabını takan binbaşıdan, aynı binbaşının kızının gece 1'de evlerine çağırıp bademli magnum istemesinden, Cüneyt'in Antalya şehir merkezinde bulamamasından, çevre ilçelerde bulup 4 tane birden almasından, getirdiğinde kızın "Bademli magnum yeme isteğim gitti, sağol" diyip kapıyı suratına kapatmasından :D falan anlattı. Kafayı yiyip ağaçla konuşmasından ve ertesi gün revirde 4 sakinleştirici iğne yemesinden, ordan sürülmek için sarhoş nöbete çıkıp havaya ateş açmasından, bütün millet ayağa kalktıktan sonra da komutanına "Bi karaltı gördüm" demesinden, yediği dayaklardan falan filan bi ton şeyden bahsetti. Üstünü dövmesinden, askerliğine 2 ay daha eklenmesinden, Erzurum'a, Palandöken'in eteklerine sürülmesinden vb. vb. bi konuştu herif ama artık 10 buçuklara geldi saat. Susmuyo şerefsiz, sigaranın birini söndürüyo, birini yakıyo, acaip keyif aldı. Mevlüt'le ben dinliyoruz. "Kalk lan" dedim, "Uykum geldi" :) "Taam kanki" dedikten sonra bi 10 dakka daha bişeyler anlattı, anca kalkabildik. Mevlüt'e misafirperverliği için tekrar teşekkür ediyorum.

Dönüş yolu gıcıktı. Sağ taraftan birilerine girecektim. Sol taraftan da üstüme üstüme sürüyolar. Bi taratan sağı kolluyor, diğer taraftan aralardan geçerken iyice yavaşlamak ve geçtikten sonra hızlıca yol almak için vitesle uğraşıyorum. O arada aynaların üçünden birden gözümü alan arkadaki dallama arabalara küfrediyorum vs. Çukurlardan kaç gece gece uykulu uykulu. En sonunda evin önüne gelebildim. Yine o kırmızı, kimin olduğunu hala bilmedğim ama yan binadan birinin olduğundan şüphelendiğim araba benim yerime parketmiş. Önüne parkedeyim dedim ama onun biraz önünde sanırım acemi bi şoförün eseri olan bi park edlimiş araba daha. Arka tekerleklerle kaldırım arasında 40-50 cm aralık var. Yola 25 derecelik açıyla duruyo araba, oha. Aralarındaki boşluksa benim Uno + yarım Uno kadar. E arabanın kıçını dışarıya doğru açılı parkettiği için o araya giremedim. Hadi düz parketmiş olsa da bir Uno'yu paralel park yöntemiyle 1,5 Uno'luk alana sokmak epeyce çaba sarfettirecek ve usta şoför işi. Uğraştım biraz, beceremedim. Öndeki salağınsa açılı parketmiş olmasından dolayı değdirdim değdirecem, 3-4 cm'lik farklarla geçiyorum sanırım denemelerimde tamponuna. Ter geldi artık, önüne parketmeye karar verdim. O taraf biraz daha yokuş olduğu için el freniyle bile geri geri gitmekte zorlanıyorum. Bi uzun uğraş (3-5 dk.) ve parkedebildim. Kaldırıma sıfır olmasa da arkadaki malın arabasından en az 2 kat daha yakınım ki inip baktıktan sonra da gayet kabul edilebilir bi park olduğunu da gördüm. Kan ter içinde eve çıkarsın, internete girersin downloadlar biraz devam etsin diye. Sonra bi de Pang attım. Güya 9 hakkım varken bitireceğim oyunu son hakkımda zar zor bitirebildim.

Bu arada annemle babam İzmir'den döndüler. Geldiğimde yatmışlardı, sabah görürüm artık. Cüneyt de haftasonu basket oynarken dizini incitmiş, rollerblade yapmaya gidemedik bugün. "Şimdi eve gidince ovarım, merhem sürerim, bişeyim kalmak, yarın patene gideriz" dedi demesine de ayakabıları bende dallamanın. Babam yarın eğer arabayı almak isterse patenleri beyefendiye kadar taşıyamicam. Zaten vericem artık dallamaya ya, bagajda gidip geliyo, dolabına kilitlesin alala. Eğer yarın babam arabayı almak isterse benim patenleri de götüremicem bi sırt çantası bulamazsam. Kaldı ki götürsem de Cüneyt'inkileri götüremicem ve tek de kaymak hoş olmicak. Pofff. Bi motosiklet mi yapsam kendime. Baba ya, 200 metre aşağıdaki kaaveye de arabayla gitmesen olmuyo mu? Ayrıca her gittiğin doktor sana yürümeyi tavsiye etmiyo mu? Bunları direk sana söylesem yanlış anlican, söyleyemiyom da. Bi sırt çantası edinip onunla taşımak lazım patenleri. Dönüş çok zor olucak bu sefer de. Du bakalım. Belki ikimizi de Termobil'in eski binasına gönderirler de rahat rahat takılırız burnumuzun dibindeki parkta :) Yetsin artık di mi :)

« Sonraki               
Hastalık bi taraftan, Volkan bi taraftan...
               Önceki »
Ekşi Sözlük esintileri: Yaz tatilinin son pazar günü


Geçmişteki Günlerden...

  • TÜM KATEGORİLER2958   
  • YAZILAR FALAN336   
  • SİNEMA-DİZİ410   
  • VİDEOLAR734   
  • MÜZİK230   
  • HAYVANLAR209   
  • BİLİM-TEKNOLOJİ95   
  • OYUNLAR112   
  • TROLL-MİM-CAPS120   
  • GÜZELLER72   
  • ALINTILAR196   
  • İLGİNÇ BUNLAR277   
  • TARİH GÜNLÜĞÜ167   







 Son 1 ayda en çok bunlar izlenmiş 




Serkan&Blog 2005'ten itibaren kendi çapında bir blog girişimi olup blog hizmeti sunan sitelerin aksine tasarım, tema ve kodlamasının tümü yazarına aittir. Onlarca gereksiz apiyle, reklamla siteyi boğmak yerine kolay okunabilir / gezilebilir bir blog sunmak gibi bir derdi vardır. Site sahibi tekil girdilerin altlarında bulunabilecek yorumlar için sorumluluk kabul etmez, yorumların tüm sorumluluğu yazarına aittir.
Serkan&Blog © 2005 - 2018
Serkan&Blog'un 1 girdi için oluşturulmuş seyirlik versiyonundasınız. Sitenin geri kalanına ve diğer yazılara ulaşabilmek için başlığa, bu alana veya kategori isimlerine tıklayın.
 
. . . . . . . . . .