. . . . . . . . . .

~ Serkan & Blog'un 1 girdi için oluşturulmuş seyirlik versiyonundasınız. Sitenin geri kalanı için tıklayın ~
Bu nasıl oruç a"d"aba?

Paylaşayım
#204 | YAZILAR FALAN | 23 Kasım 2010 Salı, 14.55

İlk blogumdan - 1 Ekim 2006 Pazar, 22.57
11 ayın sultanı Ramazan gelmiş, oruç tutulmaya başlanmış, oruç tutabilen Müslümanlar kendilerini bu ayda daha bi iyi hisseder olmuşlar...

Şimdi ben bunu, işte güya nefse hakim olup fakirlerin de hallerini anlamak madem oruç, o zaman ertesi gün için tıkasın da aç hissetmeyeyim diye neden sahur sonunda muzlar yeniliyor, iftarlar somon balıklarıyla yapılıyor vb. şeklinde bir yazıya dönüştürecek değilim. Çok tartışıldı, çok konuşuldu, bolca geyiği de yapıldı.

Derdim, Ramazan ayında ısrarla, 11 ay durmadan çalışan vücudun dinlendiğini, orucun tastamam sağlıklı bişey olduğunu söyleyenler de değil. Netekim artık çekinilmeden televizyon kanallarında sağlıklı oruç tutma yolları anlatılıyor, iftarı bi bardak suyla ve hafif bişeyle yapıp 20-30 dakika sonra sulu yemeklere geçilmesi; sahurun hafif kahvaltılıklarla geçiştirilmesi öneriliyor. Bu geyik de eskidi.

Derdim oruç tutanların sinirli olup olmamaları da değil. Bunun da kimyasal olarak açıklaması mevcut. Aç bi insanın yemek yemesi endorfin (mutluluk) hormonu salgılar vücuda, yemezse salgılanmaz. Aynı şekilde vücut 11 aylık alışkanlığından bi anda dönünce mide hep alıştığı saatlerde yine asit salgılamaya devam eder, mide yanar, insan rahatsız olur, psikolojik durumu pek hoş olmayan birinden de etrafa gülücükler saçması beklenemeyeceği gibi hafif elektrikli bir insansa en ufak cızırtıda bağırış çağırış, kavga başlar. Derdim bu değil demiştim ama bu kısım açık ve net bi şekilde böyle. Bizzat da son bi haftadır şahidim bu mevzuya. Yine de nefse hakim olma meselesi burada da hakim olmalı ve oruç tutan insan bu tür durumlardan da uzak durmalı, sabretmeyi her zamankinden daha iyi bilmeli.

Derdim şu: Oruç bi sabretmeyi bilme işi dedik. Peki neden trafik böyle değil. İftara yarım ila bir saat kala yollar birbiriyle kıç kıça duran arabalarla, kırmızı ışık yanıyor olduğu, onlara yeşil yandığı ve geçiş hakkına sahip oldukları halde yol vermeyen, birbiriyle dip dibe geçen sürücülerle dolu. Kimisi daracık bi yerden geçmeye çalışırken diğer arabaya sürter (Bana olmadı, Etlik civarında başka bi araç), diğeri 100 metre ilerden sağa dönmek için kırmızı ışığı ve önündeki arabaları beklememek için insanların bulunduğu kaldırıma çıkarak hızlıca dönemeçe gelir ve daha bize yeşil ışık yanmamışken oradan yola inerek devam eder (GATA'nın ana cadde tarafı), bir dolmuş diğerini sollamaya çalışırken sürttürür ve aracın tamamı benim şeridimdedir (İncirli Lisesi önü), sinyal verdiğim halde sol şeride geçmeme bi türlü izin verilmez, gelen arabaların tek yaptıkları hızlarını artırarak ben dönmeden önce yanımdan geçmektir (Basınevleri yokuşu başlangıcı) ve normal bi hızda gidiyoken önüme kırıp aniden fren yapmama neden olanlar, sol şeridi sadece kendisine ait sananlar vb. binlerce manzara. Tamamı dün Elif'i evine bırakıp ordan evime gelirken rastladığım şeyler. Hani sabır? 10 dakika geç gitsen olmuyo mu evine? Ne demek kaldırıma çıkıp insanların arasından hızlıca geçmek? Ne demek sana kırmızı yanalı 20 saniye olduğu halde katar halinde, takip mesafesi 10 cm bir şekilde yeşil yanan tarafa yol vermeden son gaz gitmek? Ne demek U dönüşünün yasak olduğu yoldan U dönüşü yapmaya çalışırken geçiş hakkına sahip olan beni beklememek, üstüne son gaz sürünce anca akıllanıp durmak ve arkasındaki yine U dönüşü yapmaya çalışan gerizekalının beni, benim onu görmeme engel olup az daha kaza yaptırtmak? Sadece dünün olayları dedim di mi ben bunlar için. Peki perşembe günü? Ters şeride girip yokuş aşağı son gaz ilerleyen beyaz saçlı Hyundai şoförü? Önce dolmuşa çarpıyodun, adam son anda kıvırdı, yine de tırstın geçemiyodun? Ben yanından geçerken kornaya bastım sana da sen ısrarla tekrar o şeritten son gaz devam edip bu sefer de kamyonete girmekten son anda yırttın? Yine el ayak titrer bi vaziyette gidemedin, kaldın, yanından geçerken yine korna çaldım, hatırla. Peki sadece kırmızı ışıkta durmayanlar dün müydü? Perşembe? Önce Subayevleri girişinden Fatih Köprüsü'nün altına gitmek için bekledik yeşil yandığı halde. 3 yeşil geçti de anca birileri yol vermeyi akıl edebildi. Devamında Basınevleri'nden Yunus Emre Caddesi'ne dönmek için 10 dakka bekledik kendilerine yanan kırmızıyı sallamayıp devam eden sürücüler nedeniyle.

Dün ve Perşembe günü rastladıklarımı yazdım sadece. Cuma da oldu büyük ihtimalle ama Cuma günü araba babamdaydı.

Bu nedir abi? Bi kıtlık olsa demek birbirinizi yiyeceksiniz ya.

« Sonraki               
Beni izlemeye devam edin...
               Önceki »
Hastalık bi taraftan, Volkan bi taraftan...


Geçmişteki Günlerden...

  • TÜM KATEGORİLER2980   
  • YAZILAR FALAN336   
  • SİNEMA-DİZİ409   
  • VİDEOLAR718   
  • MÜZİK230   
  • HAYVANLAR209   
  • BİLİM-TEKNOLOJİ92   
  • OYUNLAR111   
  • TROLL-MİM-CAPS120   
  • GÜZELLER71   
  • ALINTILAR190   
  • İLGİNÇ BUNLAR275   
  • TARİH GÜNLÜĞÜ142   
  • MODERN SABAHLAR77   







 Son 1 ayda en çok bunlar izlenmiş 




Serkan&Blog 2005'ten itibaren kendi çapında bir blog girişimi olup blog hizmeti sunan sitelerin aksine tasarım, tema ve kodlamasının tümü yazarına aittir. Onlarca gereksiz apiyle, reklamla siteyi boğmak yerine kolay okunabilir / gezilebilir bir blog sunmak gibi bir derdi vardır. Site sahibi tekil girdilerin altlarında bulunabilecek yorumlar için sorumluluk kabul etmez, yorumların tüm sorumluluğu yazarına aittir.
Serkan&Blog © 2005 - 2017
Serkan&Blog'un 1 girdi için oluşturulmuş seyirlik versiyonundasınız. Sitenin geri kalanına ve diğer yazılara ulaşabilmek için başlığa, bu alana veya kategori isimlerine tıklayın.
 
. . . . . . . . . .