. . . . . . . . . .

~ Serkan & Blog'un 1 girdi için oluşturulmuş seyirlik versiyonundasınız. Sitenin geri kalanı için tıklayın ~
Evliler sadece evli arkadaşlarıyla mı görüşsün?

Paylaşayım
#22 | YAZILAR FALAN | 1 Ağustos 2010 Pazar, 13.51

Eski yazılarım - 3 Ocak 2010 Pazar

Tabi ki hayır :) Ama toplumda yaygın olarak böyle bi inanış mı hakim, yoksa bana mı öyle geliyo bi tek... Gerçi bana öyle gelmediğine kanaat getirdim daha önce tartıştığım birçok arkadaşlarımın da toplumda böyle bir inanışın yaygın olduğunu farkettiklerini öğrendiğimde. Ama bu neden kaynaklı? Benim tek bir cevabım var: Evliliği özendirmek... Öncesini bilmek, detaylandırmak uzun bi araştırmaya dayanan bi sosyal psikoloğun işi, beni aşan bi konu ama bi yerden sonrasına kendimce ışık tutmak istediğimde gördüğüm tek şey bu, evliliği özendirmek. Mutlaka bi çıkışı var tabi. Artık eskiler, ve daha eskiler, en eskiler bunu "Nazar değer" olarak mı gördüler, ya da yanlış olarak mı değerlendirdiler, veya nerelerden çıkıp da bunları böyle nitelendirdiler bilemem ama "Evliliğe nazarı dokunur", "Eşine asılır" ve daha bi ton yerden hareketle bunun böyle görüldüğü, tarafımdan "aşikar" olarak addedildi. Beni aşar aşmasına ama eski toplumlara şöyle bi inmeye çalıştığımda naçizane görebildiğim, en kısa anlatımıyla "Savaşarak birşeyler elde edilir, savaşmak için asker, asker için çocuk, çocuk için evlenmek gerekir" şeklinde bi durum. Evlenmek içinse evliliği özendirmek gerekiyor. Evliliği özendirmenin binlerce kolundan biri de evlilerin, evli olmayanlarla görüşmeyi azaltarak onları da evliliğe sevketmeleri...

Bi kere evlenen arkadaşların diğerlerinden hiç değilse biraz uzaklaştıkları, bi gerçek, çünkü evlilik yaşı gelmiş ama henüz bu şekil bi "donör"e :P bile sahip olmayan bi adam olarak hiçbişey gözlemleyemiyosam bile bunu gözlemleyebiliyorum. Gözleme... Patatesli olsa şimdi süper olurdu :) Yılbaşından kalan tek biramla birlikte güzel giderdi.. Bu arada evet, bi taraftan o birayı götürüyorum :) Ama bu şu değil kesinlikle: İçmiş kafayı bulmuş... :) Tek bi bira ve 2 parmak içmiş bulunmaktayım henüz. Gözleme falan diye saçmalamam ise genel yazı karakteristiklerimdendir :) Neyse, karışmasın şimdi, konu ciddi biraz :)

Uzaklaşıyolar evet. İsteyerek, bilerek değil, bi farkındalık bile yok belki bi taraftan ama sosyal bi baskı olduğu kesin az önce bahsettiğim nedenlere dayalı olarak, ve hatta bi süre görüşmedikleri bi arkadaşlarıyla görüştüklerinde "Vay be, ne kadar oldu, 3 ay mı, oldu mu lan o kadar" diyebilecek kadar durumdan bihaberler. Verilen cevap ise şu oluyor genelde: "Abi, çok karışık ya bu aralar, nası oluyo bitiyo bilmiyorum, işten çıkıp geliyorum, iki muhabbet, yatıyorum, sonra kalkıyorum, haftasonu alışveriş, onun ailesine git, benim ailemi ziyaret et, komşu ziyaretleri, bize gelen giden falan derken zamanın nasıl geçtiğinin bile farkında değilim". Aslında halisünasyon... Birilerinin parmağını şıklatması lazım durumun aslında böyle olmadığının farkına varılabilmesi için.

Bi de kıskançlık gibi bi durum var. Şu net ki, erkeklerin daha çok erkek, kızların ise daha çok kız arkadaşları var. Şimdi kimse çıkıp da "Hayır bak ben kızım ama benim erkek arkadaşlarım daha çoktur, erkeklerle daha iyi anlaşıyorum" demesin bana, o şekil bi "özüstüngösterme çabası" lisedeydi en son :) Kaldı ki, genelden bahsediyoruz. Erkekler, erkek arkadaşlarıyla daha önce çok şey paylaştılar özellikle "haaatun" mevzularında. O yüzden eşlerini bi kıskanma durumu olabiliyor. Aynı durum kadınlar için de geçerli, "Eşimi diğer tarafa kaptırabilirim, en azından kafasında bişeyler olmasın, düşüncesi bile olmasın" gibi bişey. Burada da kimse gelip bana "Aaaaa, çok büyük suçlamalar bunlar" demesin :) Gördüklerimi yazıyorum patavatsız bi eda ile, aynı zamanda "şu üzülür mü, bu kırılır mı" gibi bişey düşünmeden, önüme geldiği gibi yazıyorum :) Aynı zamanda "Sen öylesin gaalibaa, çünkü insan kendisi nasılsa diğerlerini de öyle görürmüşşş" de denmesin :) Evli olmadığımı daha önce belirttiğim gibi kıskanç bi insan olmadığımı da ayrıca belirtirim. Daha önceki tüm kız arkadaşlarım referanslarımdır :) Ama var bu durum toplum genelinde, bunu da biliyorum diğer taraftan.

Aslında derdimi tam olarak anlatabildiğimi düşünüyorum şu noktada, o yüzden plansız yazmış olsam da toparlama ihtiyacı hissetmiyorum. Sadece bir-iki şeyden daha bahsedip bitiricem.

Yukarıda bahsettiğim konuşmalarda, örneklerde benim veya evlenen arkadaşlarımın hiçbiriyle ilgili bir durum sözkonusu değil. Zira çağırılırım, çağırırım, muhabbetlerine katılırım, hatta yatıya da davet edilirim, kalırım. "Hatta" kelimem başta olmak üzere bu paragrafın tamamında hiç garip bi durum yok, olması gereken şekil budur, ben de farklı değilim tüm bunlardan, ki tüm arkadaşlarıma burada içten bir sevgi sözcüğü söylemek isterim ama bu bile gereksiz, ama yine de teşekkür ediyorum. (Cümlenin uzun olmasıyla veya ufak bi kendimle çelişme durumumla biradan biraz daha içmiş olmam arasında bi bağlantı yok, net anlamamış olanlar bir kere daha okuyabilirler :))

Ha şu var, evlenen insanlar tabi ki bi süre kendi başlarına bırakılırlar, çok fazla ziyaret edilmezler, bunu da görmüyo değilim tabi :) Ama mevzubahis konu, evlenen insanların evlilerle görüşmesi, evli olmayanlarla görüşmemesi gerekliliği üzerinde döndüğü için gerek duymadım özel olarak bunun üzerinde durmaya.

Son bahsetmek istediğim konu ise, tüm bu yazdıklarımın tam zıttı, kendisiyle yazılarını okumam haricinde herhangi bir ilişkim olmayan erkek bi insan. Evli :) Ve evli olmayan arkadaşlarıyla muhabbetini tamamen kesmiş durumda. Evli olan arkadaşlarını bile evine tek davet etmiyor. Eşinin de aynı şekilde davranması gerektiğini belirtiyor ve hatta eşinin eve bir erkek arkadaşını davet etmesi durumunda evliliğini bitirebileceğini; hele evde kendisi yokken böyle bi durum olması durumunda da "kan çıkacağını" belirtmiş bi insan. Savunması ise şöyle: Belki içilir, bişey olur, kafa dağınıktır, yanlış bişeyler olabilir... Buradan anlaşılıyor tüm dert :) Bu kıskançlıktır, aşırı bi kıskançlıktır, saçmalıktır. Saçma bulmayanlar için ise şunu da belirteyim: Bu arkadaş, evine, patlayan su borusunu tamir etmek için gelen ustayı bile eşi ve çocuklarıyla davet etmiştir. Tamirci işini yaparken eşi ve çocukları da salonda öyle oturmuşlardır. Ve konuşmanın sonuna da şöyle eklemiş: Bu evden içeri erkek sinek girecek olsa eşiyle girmedikten sonra kapıdan geri döner... YUH :) Tüm bunlar benim uydurmam olmayıp gerçektir, ilgili kişiyi tanıyanlar tarafından doğrulanmıştır yazı ve bu konuda beni yazmaya en çok iten durum da bu arkadaşın halidir :) Vermiycem blogun adresini falan şimdi ama yorumlar kısmı ilginçti: İ... isimli bi arkadaş sormuş: Musluk tamircisi mi eşiyle çocuğuyla geldi?.. B... isimli arkadaş ise şöyle demiş: Ben gelecem asıl sizin eve bi gün... :) (Ayıp tabi ama demiş yani :))

Diyeceğim şudur ki: Hepsini değilse de bi kısmını aşın şu saçma inanışların, durumların. Düşünün. Düşünün.

« Sonraki               
Aynasızlık
               Önceki »
Blog yazarları derneği...


Geçmişteki Günlerden...

  • TÜM KATEGORİLER3131   
  • YAZILAR FALAN337   
  • SİNEMA-DİZİ417   
  • VİDEOLAR769   
  • MÜZİK245   
  • HAYVANLAR209   
  • BİLİM-TEKNOLOJİ109   
  • OYUNLAR112   
  • TROLL-MİM-CAPS120   
  • GÜZELLER73   
  • ALINTILAR235   
  • İLGİNÇ BUNLAR285   
  • TARİH GÜNLÜĞÜ220   









Serkan&Blog 2005'ten itibaren kendi çapında bir blog girişimi olup blog hizmeti sunan sitelerin aksine tasarım, tema ve kodlamasının tümü yazarına aittir. Onlarca gereksiz apiyle, reklamla siteyi boğmak yerine kolay okunabilir / gezilebilir bir blog sunmak gibi bir derdi vardır. Site sahibi tekil girdilerin altlarında bulunabilecek yorumlar için sorumluluk kabul etmez, yorumların tüm sorumluluğu yazarına aittir.
Serkan&Blog © 2005 - 2018
Serkan&Blog'un 1 girdi için oluşturulmuş seyirlik versiyonundasınız. Sitenin geri kalanına ve diğer yazılara ulaşabilmek için başlığa, bu alana veya kategori isimlerine tıklayın.
 
. . . . . . . . . .