. . . . . . . . . .

~ Serkan & Blog'un 1 girdi için oluşturulmuş seyirlik versiyonundasınız. Sitenin geri kalanı için tıklayın ~
Çocuklukta eve gelip anneyi bulamamak!

Paylaşayım
#2233 | YAZILAR FALAN | 7 Mayıs 2015 Perşembe, 00.43

Okuldan geldin, tevellüt yetiyorsa sokakta oyun oynadın, misket oynayanları izledin, senin cebindeki "gaflik" çok güzel ve kaybetmek istemedin, kaldırımda oturdun bişeyler yaptın, yeri eşeledin arkadaşınla, bakkaldan uyduruk açık gofretlerden aldın yedin falan ve herhangi birinin sonunda eve gitmek istedin, karnın acıktı belki, susadın, veya Susam Sokağı başlayacak. Kapıyı çaldın, kapı duvar. Annen yok piyasada. Ablan, kardeşin de dışardaydı veya okuldaydı zaten. Gitmiş olabileceği birkaç komşuyu dolaştın, onlarda da yok. Kaldın mı dışarda :) İşte dışarıya geri dönüp bu sefer isteğin dışında dışarıda olduğunu bilmek nasıl koyar adama. Annen gelsin diye sokağın bi o ucuna, bi bu ucuna bakarsın, arada bakkalı kesersin sen başka bişeyle uğraşıyoken oraya gitti belki diye. Olmadı gidersin ne zaman annenin orda olduğunu sorar, çıkarımlar yaparsın nerede olabileceğine dair. Civarı kolaçan edersin bi yerlerde oturuyo mu diye. Evin uzağındaki manav, manavın devamındaki evinin önüne yığdığı karpuzları satmaya çalışan hacı amca, daha ilerideki kasap vs. civarlarından geçip incelersin oralarda mı diye.

Komşuda bulursan süper, en azından anahtarı alır, eve girer, adaptörü ısındığı bahanesiyle 1 saat oynamana izin verilen atariyi televizyona takarsın hemen :) Ya da "Aaa benim oğlan da gelmiş Ayten, hadi ben de gidim yemeğe koyulayım" der senle beraber gelir.

Sokağın bi ucundan elinde poşetlerle rastlarsan sevindirik olursun, gider poşetleri alırsın elinden ve eve dönersiniz.

Bakkalda rastlamak pek keyifli değildir, çok çaba gerektirmemiştir ama tee ileride, caddedeki kasapta rastlarsan hem kendinle gurur duyar, hem sevindirik olursun. Zaten kasapta da yoksa dönünce tekrar bi kapıyı çalıp açan olmadığında yan binadaki komşuları denersin, son aşama. Balkondan balkona konuşulan komşuya da senede birkaç kere gidilirdi çünkü, ve o eve girersen çok ilginç gelirdi sana herşey di mi, farklı bi yer, mutfağı farklı tarafta, geçtiğin koridor sizde yok, onun ekmeğe sürüp sana verdiği salçanın tadı bile evdekinden değişik, halbuki tat saçla :)

Anlatabildim mi bilmiyorum. O zamanlar en büyük dertlerimiz bunlardı, "iş bulduydum", "evlendiydim", "hastaneye gittiydim", "n'olcak ülkenin hali", "arabanın muayenesi geliyo", "telefon bozulacak galiba", "yaz geliyo ayakkabı lazım" yoktu di mi. Cebimdeki gafliğin renkleri mutlu ederdi beni, ama o gaflik Battal'ların orda girdiğim oyundan sonra başlasının cebindeydi. Eşşoleşşek, hala unutmadım suratını :)




« Sonraki               
Kipa'dan çocuklara, Anneler Günü şakası!
               Önceki »
Gezegendeki ilk devam şarkısı: Grup Vitamin - İsmail 2 (Yeni albüm)


Geçmişteki Günlerden...

  • TÜM KATEGORİLER3064   
  • YAZILAR FALAN337   
  • SİNEMA-DİZİ412   
  • VİDEOLAR758   
  • MÜZİK240   
  • HAYVANLAR209   
  • BİLİM-TEKNOLOJİ104   
  • OYUNLAR112   
  • TROLL-MİM-CAPS120   
  • GÜZELLER73   
  • ALINTILAR211   
  • İLGİNÇ BUNLAR281   
  • TARİH GÜNLÜĞÜ207   







 Son 1 ayda en çok bunlar izlenmiş 




Serkan&Blog 2005'ten itibaren kendi çapında bir blog girişimi olup blog hizmeti sunan sitelerin aksine tasarım, tema ve kodlamasının tümü yazarına aittir. Onlarca gereksiz apiyle, reklamla siteyi boğmak yerine kolay okunabilir / gezilebilir bir blog sunmak gibi bir derdi vardır. Site sahibi tekil girdilerin altlarında bulunabilecek yorumlar için sorumluluk kabul etmez, yorumların tüm sorumluluğu yazarına aittir.
Serkan&Blog © 2005 - 2018
Serkan&Blog'un 1 girdi için oluşturulmuş seyirlik versiyonundasınız. Sitenin geri kalanına ve diğer yazılara ulaşabilmek için başlığa, bu alana veya kategori isimlerine tıklayın.
 
. . . . . . . . . .