. . . . . . . . . .

~ Serkan & Blog'un 1 girdi için oluşturulmuş seyirlik versiyonundasınız. Sitenin geri kalanı için tıklayın ~
Grindhouse tarzı bilimkurgusal önerilerim ve meşaleler

Paylaşayım
#317 | YAZILAR FALAN | 29 Kasım 2010 Pazartesi, 11.35

İlk blogumdan - 26 Ocak 2008 Cumartesi, 12.11
Şimdi ben mahkemeye gitsem... Mesela adımdan ya da soyadımdan memnun değilim, değiştirmek istiyorum. Müstehcen bişey. Ya da insanların rahatlıkla dalga konusu haline getirebildikleri bişey (Örn: Murat :)). Ya da ne bilim, memnun değilim bi şekilde. Bildiğim kadarıyla geçerli bi mazeret olduğu takdirde değiştirebiliyoruz bunu. Hakimin karşısına da "Ya ehe, biraz böyle takılayım, sonra değiştircem geri hacım" diye çıkamayacağımıza göre geçerli bi mazeret lazım. Yoksa nasıl bişeydi o, ee... Yürütme organlarını gereksiz yere meşgul etmekten tazminat, hapis falan filan bişeyleri geçiriverirler hafazanallah... Az önce bunla ilgili kendi kendime iç monologlar üretip gülüyorum, deli miyim neyim :) Ama iyi oldu, başka bişey geldi aklıma. Neymiş o peki? Zamanı değiştirmek!.. Tabi.

Sene 2100+. Teknoloji önüne geçilemez bi hal almış, yasalarsa ona yetişmekte zorlanmış, ama bi şekilde yan kulvardan izliyo olmuşlar. Artık zamanı değiştirme gibi bi şans var. Azınlık Raporu filmini hatırlayalım. Nooluyodu orda, sonradan olacakları görüp suçun önüne falan geçiyolardı ya. O tip bi sistem ama tam o tip de değil. Şimdi mesela ben hayatımda yaptığım bi yanlışı düzeltmek mi istiyorum. Hemen geçerli bi mazeretle bölge mahkemesine başvuruyorum, artık bölge mahkemesi de neyse bilmiyorum ama çıktı bi kere elimden :) Dur daha somut olsun. Meselaaa... Ben tutmuşum, birine tecavüz etmişim... Oha. Yok o olmadı. Suç teşkil ediyo, atarlar içeri o zaman :) Kendimle alakalı olsun. Hah. Ben Ankara'nın kışında bi yere gidiyomuşum da mesela, sonra buzlu bi yerden geçiyorum, ellerim cebimde. Kayıyorum ve sırt üstü yere yapışıyorum. Bu iyi. İşte bikaç gün ağrıyo sırtım falan, sonra geçiyo. Ama 3-5 yıl sonra, veya o kadar uzun da sürmeyebilir, bel fıtığı çıkıyo bende. Tıp da çok gelişmiş tabi. Doktor bana "Bu fıtık 3-5 yıl önce, ya da daha önce, bi kış günü buzda kayıp (buzda dans?) yere yapışmışsınız sırt üstü, o gün işte bu fıtığın temellerini atmışsınız" diyo. Tıp da nası gelişmişse artık, ne zaman, nasıl olduğunu falan çözüyo ama fıtık tedavisi hala nanay :) Neyse. "Naapabiliriz doktor hanım" diyorum. Bey olcak değil ya hep. Şöyle geliştirdim ben hayalimi. Sarışın, böyle internlüğü yeni bitmiş, 25'li yaşlarında, gözlüklü, şeker bi doktor :D Biraz daha anlatırım ama şimdi önemli olan o değil, konudan sapmayalım :) Neyse. "Naapabiliriz" diyorum, o da "Bölge mahkemesine size yazacağım raporla birlikte başvurun, zamanı değiştirsinler" diyo. Bölge mahkemesi :) Alıyorum raporu, başhekime falan onaylatıyorum. Sonra bölge mahkemesine ışınlanıyorum. Devamı için paragraf atlayalım, çok uzadı bu.

İşte ilgili bölüme başvurumu yapıyorum. İlgili bölüm dediğim de işte banko sistemi yine tabi. Orda var bankolar. Tecavüz, gasp, hırsızlık, fikir suçları vs vs. En sonda da yoğun çalışan bi banko, adı da şey olcak: "Kelebek Etkisi" :) Benim durumumda olan insanların başvuruları oraya. Başvurumu yapıyorum işte. Bankodaki çalışan kız da bana gün ve saat veriyo, o gün gidip davam görülecek. Yine kız tabi :) Onu da şöyle düşündüm, kumral bi kız, kahverengi gözlü, zayıf biraz, buğday tenli, gözlüklü, stajerlik zamanından yeni çıkmış. Buğday tenli ne demek hala bilmiyorum ben bu arada, ayıp bana. Bi paragraf daha.

İşte verilen gün ve saatte gidiyorum davamın görüleceği salonun önünde bekliyorum. Mübaşir bağırıyo: "Serkan Saaarp" diye. Mübaşiri de şöyle düşündüm. Esmer, uzun boylu, vamp bi kadınmış o da :D Vay be. Zamana bak. 2100+'lere götürün beni :) Bu yazdıklarım umarım bi suç unsuru teşkil etmiyodur, yoksa hiç hayalimdeki gibi olmayan mübaşirlerle karşı karşıya kalcam :) Var mı "Mübaşirler Odası" diye bi yer acaba, açmasınlar tazminat davası falan. Valla bi de işi de az çok biliyo bunlar, tanıdık avukatları falan bissürü vardır :) Neyse :) Esmer, vamp mübaşir beni çağırıyo, hemen ayağa kalkıp ilgili salona giriyor ve ayakta bekliyorum. Hakimi de şöyle düşündüm. Böyle saçları kır, sevimli bi amca. O erkekmiş :) Abartmamak lazım. Ama şey var ya, hani onun şeysinin hemen önünde oturan daktilocu kız. O kızmış işte :D O da böyle kızıl, sol gözünün hemen altında küçük bi ejderha dövmesi varmış (Hitman filmindeki rolüyle Olga Kurylenko'yu hatırlayalım :)). Gözlerinin etrafı kalın siyahlarla boyanmış, gotik tarz. Elbiseler de sırf siyahmış, dizinin az altında biten siyah, kat kat tül elbisesinin de altından bacaklarının bi kısmı ve devamında da botları varmış. Off, adliye mensupları şimdi dışarda meşalelerle bekliyolar beni, "Serkan'ı isteriz" diye, yakacaklar :) Mübaşirinden yazıcısına kadar hem de :) Konu nerden nereye geldi ya yine :) Yeni paragraf çözüm olur belki.

Ayağa kalkıyorum işte, hakim girmiş salona (biraz rivörs :)) Derdimi anlatıyorum. İşte fıtığımın geçmesi için beni tee o kayıp düştüğüm zamana götürün de tam ordan geçerken bi yerlerden tutunayım, en olmadı ellerimi cebimden çıkarayım şeklinde konuşuyorum. Önce kelebek etkisi simülatörüyle eğer ben orda düşmezsem dünya çapında yaşanılacak olaylar hızlıca bi bilgisayar tarafından gözden geçiriliyo. Bilgisayarı da şöyle düşündüm. Yeşil gözlü... Yok, oha artık :) Bildiğin bilgisayar işte. Ve benim orda düşmemiş olmam dünya çapında çok zararlı bi değişim yaratmayacaksa davam onaylanıyo. Mesela eğer orda düşmemiş olsam ve daha hızlı yoluma devam etmiş olsam ilerde araba çarpacak belki, güüüüüüm diye. İşte onlar falan hep kontrol ediliyo kelebek etkisi simülatörü tarafından, ve sonuç yüzde 70 üzeri pozitifse o zamana gönderiliyorum, düşmüyorum ve tekrar kendi zamanıma dönüyorum. Hoş olur di mi böyle bişey :) Anlatmak istediğim buydu sonuçta. Tabi araya Grindhouse filmler gibi yavan erotizm öğeleri de kattığım için biraz karışık oldu ama olur o kadar. Başlık bulalım, gönderelim.

Buraya kadar sıkılmadan okuyan olduysa teşekkür ederim :)

« Sonraki               
Falları Unisex Yapın*
               Önceki »
Kuyu / The Holes


Geçmişteki Günlerden...

  • TÜM KATEGORİLER2940   
  • YAZILAR FALAN336   
  • SİNEMA-DİZİ410   
  • VİDEOLAR730   
  • MÜZİK230   
  • HAYVANLAR209   
  • BİLİM-TEKNOLOJİ95   
  • OYUNLAR111   
  • TROLL-MİM-CAPS120   
  • GÜZELLER71   
  • ALINTILAR194   
  • İLGİNÇ BUNLAR276   
  • TARİH GÜNLÜĞÜ158   







 Son 1 ayda en çok bunlar izlenmiş 




Serkan&Blog 2005'ten itibaren kendi çapında bir blog girişimi olup blog hizmeti sunan sitelerin aksine tasarım, tema ve kodlamasının tümü yazarına aittir. Onlarca gereksiz apiyle, reklamla siteyi boğmak yerine kolay okunabilir / gezilebilir bir blog sunmak gibi bir derdi vardır. Site sahibi tekil girdilerin altlarında bulunabilecek yorumlar için sorumluluk kabul etmez, yorumların tüm sorumluluğu yazarına aittir.
Serkan&Blog © 2005 - 2017
Serkan&Blog'un 1 girdi için oluşturulmuş seyirlik versiyonundasınız. Sitenin geri kalanına ve diğer yazılara ulaşabilmek için başlığa, bu alana veya kategori isimlerine tıklayın.
 
. . . . . . . . . .