. . . . . . . . . .

~ Serkan & Blog'un 1 girdi için oluşturulmuş seyirlik versiyonundasınız. Sitenin geri kalanı için tıklayın ~
İlkokul, ortaokul, gereksiz anılar

Paylaşayım
#327 | YAZILAR FALAN | 30 Kasım 2010 Salı, 10.17

İlk blogumdan - 13 Mart 2008 Perşembe, 20.21
Resim çantası diye bişey vardı. Ortaokulla birlikte başlayan bi maceradır kendisi. Ya da şimdinin 6'ncı sınıfı da diyebiliriz :) O kadar yaşlandık mı ya, eğitim sisteminde köklü değişiklikler olup "Bakın torunlarım, bizim zamanımızda 6, 7 ve 8'inci sınıflara Orta 1, 2 ve 3 deniyodu, siz bilmezsiniz, öhhöö öhhh" :) Herneyse. Bembeyazdır alındığında. A4'ten biraz büyük (sanırım tabloid deniyor) kağıtlar için olanları olduğu gibi A3 'ten 1,5 kat falan büyük boyutlardaki kağıtlar (buna ne deniyor bilmiyorum) için olanı da vardı. Küçük olanını denemiştim önce, kız gibi göründüğümü düşünüp büyük olanı almıştım. Halbuki büyük bi resim yapılmayacak, biliyorum. Hep standart resim kağıdı kullanıcam. Aralarında az bi fiyat farkı olduğu için büyük almıştım. Bembeyazdır alındığında demiştik di mi. Sonradan resim dersi olduğu günler okula o çantayla gidilir, diğer kitap defter tipi malzemeler de onun içine doldurulur. Ayrı bi özelliği olurdu o günlerin benim için, çanta yok çünkü :) Zira ben bütün kitap ve defterlerini çantanın içine doldurup her gün o çantayla gidip gelen bi çocuktum okula, her gün hangi ders varsa onu alan bi çocuk değildim. Kaslarımı ve omuzlarımın genişliğini (öhöm) de o günlere borçluyum sanırım :) Maldım ben ortaokulda :)

Resim çantası resim çantası dedim bi türlü giremedim konuya. Bembeyazdır alındığında (3) :) Sonra içine doldurulan diğer eşyalarla birlikte eğilir bükülür. Boya kalemleri içinde dağılır, çizilir her tarafı. Dışında siyah ve kırmızı lekeler. Gerizekalı arkadaşın biri imzasını atar sen görmeden bi tarafına tükenmez kalemle bastıra bastıra. Çamura düşürürsün, yağmur yağar, kar yağar. Kavga sırasında rakibe onu fırlatırsın, bi tarafları çatlar, kilidi bozulur, anne çözüm olarak çengelli iğne önerir. Falan derken ilk günlerdeki karizma sıfıra doğru çekilir çengelli iğneli pis resim çantasıyla birlikte :)

İlkokulda da resim kağıdı yerine resim defteri denen bişey vardı. Resim kağıdını kes ortadan ikiye, sonra her biri ayrı sayfalar olsun sana. Bi de kartondan kapak, dışına da bi resim, bi de kocaman resim defteri yazmazsan anlamayız zaten. Benimkinde araba resmi vardı kapakta, kızlarda da çiçek böcek oluyodu, pembe çoğunlukta :) Aaa, bi kere bi resim defteri dış kapağı yarışmasına girmiştim ben. Resim çizerken masasında uyuyakalan bi çocuk çizmiştim, böyle bi hayal dünyası ama. Masa var, çocuk var, oda yok. Onun yerine arkada renkli renkli balonlar. Dereceye girememiştim :) Yaş 15 civarıydı sanırım.

Müzik defteri diye bişey var bi de. Yine resim defteri tipi enine uzun olanlar da vardı ki benim hep onlardan oldu. Tiksinirdim :) Bi de koca defter gibi olanları vardı işte resim kağıdı boyutlarında, ama dik. Onlara sahip olanlara gıpta ile bakardım. Zaten 5-10 sayfa sonra sene biterdi, gerisi boş kalırdı o defterin. Ben kardaydım sonuçta :P

Bak bi de şey vardı gıpta ile baktığım. Goya pastel boyası olanlar vardı 16 mı 24 renkli mi ne. Bi de Nilgün diye bi kız vardı, dayısı çizgi film yapıyodu onun. Böyle eski tarz ama, 100 tane kağıda çizilip arka arkaya gösterilenlerden. Arkaplan sabit olduğu için sadece öndeki karakterler hareketli yapılırdı, o yüzden şeffaf plastiklere çizerdi eleman. Nilgün her resim dersine bi tane onlardan getirirdi :) Nedenini bilmiyorum. Ordaki karakterlere bakarak mı çizmeye çalışıyodu napıyodu anlamadım ben. Ama gıcık olduğum kesindi. Neyse. Bu Nilgün'ün bi tane boya seti vardı. MonAmi. Çanta gibi bişey. kapağını açınca böyle 64 renk mi ne bişey. İki katlı. Her renkten 3-5 ton ayrı ayrı. Kimsede olmayan yavru ağzı, füme, bej ve benzeri renkler bile vardı hatunda. Bende ya 12 renkli kurşun boyalar oldu kısalarından. Ya da 8 renkli, şu her tarafı boya olan ve açılabilen, el boyamayan ve hatta yenebilen Nova boyalar :) İlkokul son sınıfta bi Goya almıştım ama 8 renkli, her taraf boya olmuştu sonra. Dışlarındaki turuncu üstüne siyahla Goya logoları olan kağıtları yırtmak için nasıl bi heyecan duyardım. Sonra bi gün hepsi yırtıldı tek tek. Ellerim, tırnaklarmın içleri komple boya oluyodu resim derslerinde :) Bi de hatırladığım şu ayrıntı var. Eğer bi gökyüzü çizilecekse geceleyin, yıldızlar için boyamaya başlamadan önce uçlu kalemle resim kağıdına tık tık tık tık diye vururduk yıldız olacak yerlere. Sonra oralar biraz daha içerde kaldığı için siyah boyayla boadığımızda beyaz kalırlardı. İlkokul öğretmenimden öğrenmiştim :) Suluboya diye bişey var bi de ki o konuya hiç değinmek istemiyorum. Patates baskı da değinmek istemediğim konulardan :)

Defterlerimin kenarları da hep kırışırdı benim. En son defterim de aynı şekilde olmuştu. Ya güzel kullanıyorum işte. Yazımı yazıyorum, bittikten sonra kapatıyorum. Niye kırışıyo? Niye kızlar ve bazı erkekler kırıştırmazken benimki kırışıyo? Müfettiş geleceği günler annem o kırışıkları tek tek ütülerdi. Sonra yine kırışırdı. Ataç hiç bi işe yaramıyodu, kaldı ki ataç defterlerin kenarı kırışmasın diye üretilmiş bi teknoloji değil. Kırışsa zaten en ucu kırışıyo, sivri olan yer. Ataçı taktığında ise orası tam ortaya geliyo. Yine kırışık kalıyo.

Defterin üstüne yatarak yazanlar. Solaklar. 0.5 uçlu kalemi kırmadan kullananlar (ki Tombo diye bişey yoktu o zamanlar), uyduruk uç kutularını toplayıp onlardan ev falan yapanlar ve daha saçma sapan binlerce gereksiz mevzu var kafamda, çıksın gitsin hepsi.

« Sonraki               
Rejim geyikleri ve bendeki izdüşümleri
               Önceki »
Konuk yazar durumları


Geçmişteki Günlerden...

  • TÜM KATEGORİLER3116   
  • YAZILAR FALAN337   
  • SİNEMA-DİZİ417   
  • VİDEOLAR766   
  • MÜZİK244   
  • HAYVANLAR209   
  • BİLİM-TEKNOLOJİ106   
  • OYUNLAR112   
  • TROLL-MİM-CAPS120   
  • GÜZELLER73   
  • ALINTILAR230   
  • İLGİNÇ BUNLAR285   
  • TARİH GÜNLÜĞÜ217   









Serkan&Blog 2005'ten itibaren kendi çapında bir blog girişimi olup blog hizmeti sunan sitelerin aksine tasarım, tema ve kodlamasının tümü yazarına aittir. Onlarca gereksiz apiyle, reklamla siteyi boğmak yerine kolay okunabilir / gezilebilir bir blog sunmak gibi bir derdi vardır. Site sahibi tekil girdilerin altlarında bulunabilecek yorumlar için sorumluluk kabul etmez, yorumların tüm sorumluluğu yazarına aittir.
Serkan&Blog © 2005 - 2018
Serkan&Blog'un 1 girdi için oluşturulmuş seyirlik versiyonundasınız. Sitenin geri kalanına ve diğer yazılara ulaşabilmek için başlığa, bu alana veya kategori isimlerine tıklayın.
 
. . . . . . . . . .