. . . . . . . . . .

~ Serkan & Blog'un 1 girdi için oluşturulmuş seyirlik versiyonundasınız. Sitenin geri kalanı için tıklayın ~
O benim arkadaşım²

Paylaşayım
#331 | YAZILAR FALAN | 30 Kasım 2010 Salı, 10.18

İlk blogumdan - 24 Mart 2008 Pazartesi, 00.43
Serinin ikincisiyle devam ediyorum :)

Ocağa yemeği koyar. Acele acele sağ eliyle de altını yakar ve otomatik çakmağına basar. Çıt çıt çıt... Ocak yanmıştır ama bi koku alır. Bakmadan yaktığı ocak yanlış olandır ve tam da önünde eğilerek durduğu ocaktır. Tişörtü yanıyodur. Hoplaya zıplaya çıkarır söndürür. Bikaç saniye içinde de sevgilisinin hediyesi olan tişörtü yaktığını farkeder. Arkadaşım kendileri :)

Biri diğerinin evine gider. Muhabbet edip içmeyi planlamaktadırlar ancak planları biraz daha yükseltirler. Balkonda mangal yapacaklardır. Malzemeler alınır gelinir, sonra mangal yakılır. Yalnız masaya uzak kalmıştır mangal. Sürekli gelip gitmektense mangalı masaya yaklaştırmaya karar verirler. Evsahibi arkadaş gider, yanan mangalı önce kucaklar taşımak için :) Çok kısa sürede o şekilde taşıyamayacağının farkına acı bi şekilde varır :) Bu da arkadaşım.

Evlerinde akşam muhabbet etmişizdir. Ailesi şehir dışındadır. Yatar uyuruz. Sabah hava çok güzeldir. Masa balkona taşınır, balkonda kahvaltı yapılacaktır. Ama balkonu biraz temizlemek gerekir. Onunla uğraşırken bu çok sağlam bi hapşurur. Resmen yankılanır. Taa karşı apartmanda, balkonda ayakta durarak çayını içen kadın korkudan elindeki bardağı aşağı düşürür. Sırıta sırıta içeri girer. Bi arkadaş daha işte.

Kendisi askerdedir. Sevgililer Günü'nden bi gün önce beni arar ve sevgilisi olan arkadaşım için kendi adına bi çiçek yaptırıp göndermemi ister. Çiçekçiye gidip güzel güller seçip bi de karta "Seni Seviyorum" yazıp altına asker arkadaşımın adını yazarım ve ertesi gün saat öğlen bilmemkaçta verdiğim adrese götürmelerini isterim. Sonra da mesaj yazarım "Abi tamam çiçekleri aldım, yarın şu saatte evine ulaştıracaklar, ara da evde olmasını sağla sen" diye ama yanlışlıkla kıza gönderirim mesajı. Sonra bi mesaj da diğerine. "Abi ben böyle böyle bi bok yedim, napıcaz?"... :) 10 dakka sonra da o bi mesaj gönderir: "Abi ben aradım konuştum, anlamamış mesajdan bişey, seni arar ya da mesaj gönderirse bozuntuya verme, başka birine göndercektim de, ben ayarladım, yarın o saatte evde olcak" diye. Mesajı gönderir ancak o da benim yerime yine kıza gönderir :) Sonra gelen rapordan farkeder ancak hiç bozuntuya vermeden tekrar arar. Ağzını arar kızın ama kız olaylardan bişey anlamamıştır. Daha doğrusu benim ilk mesajımdan bile anlamıştır ama bozmamak için çaktırmamaktadır. Çiçekler ertesi gün gider, sevinir :) İkisi de arkadaşım.

Sene 2000... "Abi Matrix diye bi film var, süper lan, ben gittim ama aşık olduğum bi kız var, onla da gidecez biz ama kız yanında bi arkadaşını getiriyomuş, sen de gelsene, 2 ayrı çift hesaabı, biletler benden"... Der beni arayıp. "Tamam lan, kaçta, nerde?"... "Şurda, şu saatte..." Giderim, buluşuruz. Hangi kıza aşık olduğunu bana çaktırmadan gösterecektir ve diğerinden hoşlanırsam ben de ona yazacağımdır. Riskli ama anlaşma anlaşmadır :) Kızlarla buluşacağımız yere gidilir. Biri böyle biraz irice bi arkadaş, diğeri ise şirin, şeker bi kızcağız. Önce korkarım ama sonra işaretten anlarım ki iri olan arkadaşa aşıktır bizimki, ohoop, hemen yürüme düzenimizi son duruma göre değiştiririz :) Sinemaya gidilir, önce oturulur. Elemanın aşık olduğu kız Matrix'e gitmiştir ve tekrar gitmek istememektedir. Romantik bi başka film vardır, ona gitmeyi önermektedir. Benim yazacağım arkadaş ise Matrix'e gitmek istemektedir. Ben de Matrix'e gitmek istemekteyimdir. Kararlaştırılır. Arkadaşım ve aşık olduğu kız o romantik filme, ben de şirin olan kızla birikte Matrix'e gidicem. Gider, 2'şer bilet alır 2 ayrı film için. Saatleri de uyumludur. Bi süre daha muhabbet. Sonra sinemalara girilir. Matrix güzel başlamıştır, ancak 10 dakka sonra ben bi yanımdakine bakar ve düşünürüm, bi yanlış bişey var çünkü. Sonra da ona "Abi hani sen öbür kızla birlikte o öbür filme gitcektin de biz de öbür ablayla Matrix'e gelcektik, biz nası oldu da senle geldik bu filme" derim. "Aaaaa, hakkaten lan, nooldu olm, nası karıştırdık biz, anlamadım abi" der. "Neyse, filme bakalım salla kanka :)" diye geçiştirilir. Bi saçma durum olmuştur, üzerinde fazla düşünmek gereksizdir. Filmi izleriz, beğeniriz. Çıkışta da kızları evlerine bırakıp Kızılay'da takılırız. Bu benim eşşek bi arkadaşım :)

Sabah, sıkış tıkış otobüste işine gidiyodur. Ama gaz sıkıştırır. Bırakma ihtimali sıfır. Bi alışveriş merkezine doğru yaklaşıyodur otobüs. Önce inip oranın lavabosunu kullanmayı düşünür ama işyerine de az kalmıştır, biraz daha dayanıp hem işe de geçkalmamış olacaktır. Bi süre daha giderler ve kendisini birisi tokatlamaya başlar. Gaz çok sıkıştırmış ve bayılmıştır. İnsanlar ise bi koltuğa oturtmuşlar kendisini ve ayıltmak için içlerinden birisi tokatlıyodur ne işe yarayacaksa :) Bu arada gazdan eser kalmamıştır.

Bi arkadaşımızın doğum günüdür ama bizim o gün başka planlarımız vardır. Ailesi yaz tatiline giden arkadaşımda kalacak, muhabbet edecek, içecek ve son anda aldığımız kararla mangal yapacağızdır. Biz Kızılay'da gezinirken doğum günü olan arkadaş yanımdaki arkadaşı arayıp nerede olduklarını tarif eder ve niye gelmediğini sorar. Bizim eleman da hasta olduğunu, evde yattığını söyler. Hediye olarak da uyduruk bi gömlek alıp bize doğru yola çıkarız. Bikaç gün kalıcaz çünkü onlarda. Giysi, diş fırçası vb. eşyalarımı alırız. Yoldan giderken de mangal yapmayı düşündüğümüz malzemelerle biber, domates ve benzeri şeyler alınır. Eve gideriz. Balkona mangal hazırlanır. Yakamayız. Saç kurutma makinesi işe yarar. Tam etler konmuştur ki mutfağa gelir ve "Abi, X geliyo Y ile birlikte, sçtık abi napcaz" der. Hiçbişey yapmayız. Gelirler. O gün doğum günü olan X, durumu anlamış ve bozulmuştur. Onlar da yemeğe buyur edilir. Bi süre takılırız hep birlikte. Y arabasıyla gelmiştir ve eve dönmesi lazımdır. X ile Y birbirlerine yakın oturduklarından X'e "Hadi gidelim" der ancak X o günümüzü berbat etmeye kararlıdır. Gitmek istemediğini, bizimle kalacağını söyler. İki kişi için aldığımız et ve benzeri yiyeceğin yarısını tek başına yer ve içtikçe kafayı bulur. Hiç susmaz. Gece film izlemek ister biz uyurken. İzlemek istemekle de kalmaz, hep birlikte izlemeyi ister. Evdeki tek vcd ise Chucky'nin Gelini isimli filmdir. 10 dakika izlenir, dayanılamaz. Ben uyumaya giderim. Ev sahibi de uyumaya çalışır. Gecenin yarısı tekrar uyandırılırız, balkona çıkarılırız X tarafından. Hala içmektedir ve muhteşem sözünü söyler. "Abi ijj kurmalıyız biz. Böyle bi şirket... Ama ne üstüne olurrsa olsun bak. Herrr jey olur... Senin zekan, Serkan'ın çalışkanlılığı ve benim de (dikkat) vizyonumla (evet aynen böyle) her ijin altından kalkarıjjzzs." Yapacak pek bişey yoktur bu sözün üstüne, tekrar yataklara dönülür, baş ağrıları içerisinde uyanılır. Eşyalarımı çantama koyup eve dönerim ben sabah. Konu içinde sözü edilenlerin hepsi arkadaşım.

Ailesi bayram için şehir dışına çıkan bi arkadaşım var bi de. Beni arar ve "Abi bizimkiler şuraya gittiler, gel takılalım lan" der. O günün akşamına damlarım. Takılırız. Yine içilir. Gecenin yarısında telefon işletmeleri yapılır. Okan Bayülgen'in programı izlenir. Kafalar bulunur. Programa bi ulaşsak çok sağlam küfür de edeceğizdir ama bi türlü düşmez :) Koltuklarda sızılır yaz günü, pencereler açık, serin serin uyunur. Sabah tutuk boyunlarla ve ağrıyan başlarla kalkılır. Kahvaltı hazırlanacaktır. Bu arkadaşımda kaldığımda sabahları patates kızartması ve akşamları da makarna değişmez yemeğimizdir. Bu sefer hazırlıklıdır. Tüm gün boyunca bi haftalık sabah kahvaltımızı hazırlamıştır. 20-30 kilo kadar patatesi elleri ağrıyana kadar gün boyunca soymuş, doğramış ve 7 ayrı poşet içerisinde buzluğa doldurmuştur. Yapmamız gereken yağı kızdırdıktan sonra içine ev yapımı Superfresh :P donmuş patates kızartmalarını bırakmak olacaktır. Yağ kızar, dolaptan çıkardığımız bi poşet patates kızartmasını yağa boşaltmak üzeredir ki ben "Abi ya su yağa damlayınca nooluyo biliyon demi" derim. Düşünür... "Abi patatesin kendi suyu zaten üstündeki donan" der. "İyi bi boşalt o zaman" derim. Boşaltır ve çok sağlam patlamaya başlar yağ. Kaçmak zorunda kalırız mutfaktan. Üstüne kızgın yağlar sıçrasa da bi 15 saniye seyrettikten sonra girip ocağın altını kapatır ve geri çıkar. Bi süre yoğun düşman ateşinin bitmesini bekleyip dalarız mutfağa. Dolaplardan tavana kadar her yer yağ olmuştur. Vileda, bez, selpak, ne bulunduysa mutfağın temizliğine girişilir. Saat öğlen 3 gibi ise kahvaltıyı yapabilmişizdir. Kahvaltı masasından ise hava kararana kadar kalkılmaz. Çay sigara çay sigara devam edilir ağrıyan başlara rağmen.

Ve ikinci bölümün son hikayesi. Şu hani sinema faciası var ya. Ordaki arkadaşım bi gün akşam bize gelir morali bozuk bi şekilde. Babasına sigara içerken yakalanmıştır. Bizde kalıp kalamayacağını sorar, problem yoktur. Bi süre sonra ise hemen üst paragraftaki olayın kahramanı arkadaşım arar. Ailesi yine şehir dışına çıkmıştır ve beni davet etmektedir. Durumu anlatırım ve "Gel abi işte onu da al" der. Bu arada üçümüz de birbirimizle arkadaşız. Gideriz. Muhabbet edilir biraz ve karınlar acıkır. Bu arada mutfak masasındaki koca küllükle oynarken yere düşürüp kırarım. Niye? Çünkü eşşeğim ben de :) Evsahibi arkadaş bozulur, annesine nasıl söyleyeceğini, onu babasının bilmemnerden hatıra olarak getirdiğini falan söyler. Ben de bozulurum ve ısrarlara rağmen yatmaya giderim her zaman yattığım odaya. Bi süre sonra uyurum ama ondan da bi süre sonra uyanırım bi sesle. Kulak kabartınca sesler duyuluyodur rahatlıkla: "-Abi naaptın ya, gitti güzelim yemek yaa... -Sus olm Serkan bozuldu zaten, duyar da gelirse ağzımıza sçar... -Ya off..."... Yemeği tencereyle devirmişler, belli :) Bana yar olmayan yemek onlara da yar olmaz :) Ama yine de biraz yar olmuştur. Yemek menemendir. Ama evde yumurta olmadığından yumurtasız bi menemendir. Olayın ayrıntıları ise şöyle: Evsahibi kişi çatalları alıp masaya koymak üzereyken yemeğin olduğunu görür ve tencereyi elleriyle taşımak yerine kulplarından elindeki çatallarla taşımaya çalışırken devirir yere. Yerden onları silip tamamen harcamak yerine ise yerden üstlerinde kalan kısımları yerler :) Sonra geri kalanları temizlerler :)

Üçüncüsü gelir bi ara :)

(Benzer hikayeler için "o benim arkadaşım" etiketine tıklayabilirsiniz.)




« Sonraki               
Problemliyim
               Önceki »
Masaj ver bana bebek


Geçmişteki Günlerden...

  • TÜM KATEGORİLER3169   
  • YAZILAR FALAN337   
  • SİNEMA-DİZİ417   
  • VİDEOLAR776   
  • MÜZİK247   
  • HAYVANLAR209   
  • BİLİM-TEKNOLOJİ114   
  • OYUNLAR112   
  • TROLL-MİM-CAPS120   
  • GÜZELLER73   
  • ALINTILAR254   
  • İLGİNÇ BUNLAR285   
  • TARİH GÜNLÜĞÜ225   









Serkan&Blog 2005'ten itibaren kendi çapında bir blog girişimi olup blog hizmeti sunan sitelerin aksine tasarım, tema ve kodlamasının tümü yazarına aittir. Onlarca gereksiz apiyle, reklamla siteyi boğmak yerine kolay okunabilir / gezilebilir bir blog sunmak gibi bir derdi vardır. Site sahibi tekil girdilerin altlarında bulunabilecek yorumlar için sorumluluk kabul etmez, yorumların tüm sorumluluğu yazarına aittir.
Serkan&Blog © 2005 - 2018
Serkan&Blog'un 1 girdi için oluşturulmuş seyirlik versiyonundasınız. Sitenin geri kalanına ve diğer yazılara ulaşabilmek için başlığa, bu alana veya kategori isimlerine tıklayın.
 
. . . . . . . . . .