. . . . . . . . . .

~ Serkan & Blog'un 1 girdi için oluşturulmuş seyirlik versiyonundasınız. Sitenin geri kalanı için tıklayın ~
Orta kuşakta bu nasıl kış!

Paylaşayım
#778 | YAZILAR FALAN | 23 Ocak 2012 Pazartesi, 01.30

Bi kontrol ettim, yaz için o kadar yazmışım, çoğunlukla memnuniyet dile getirmekle beraber "Yanıyorum" diye başladıklarım da olmuş. Bunu yanlış yorumlayan arkadaşlar olmadı ne mutlu ki :P O yüzden her gün dile getirdiğim şu soğuktan da bahsedersem rahatlarım, en azından çenemi yormam bi daha diye düşünüyorum. Vira bismillah...

Bi coğrafya hocamız vardı, hala da vardır umarım, yoksa da toprağı bol olsun, orta kuşağın güzelliklerinden bahsederdi. "Paran mı yok? Boşver, orta kuşaktasın."... "Verem misin, ölüyor musun? Boşversene, orta kuşaktasın"... Neden boşveriyoruz orta kuşakta olduğumuz için? Çünkü mükemmel bir yerdeyiz, dört mevsimi birden görebiliyoruz. Hocam hep söylüyodun, şimdi ben sana soruyorum "Kime göreee, neye göree..." 6 mevsim varsa da bilmiyoruz ki, bildiğimiz 4 mevsim, onunla avunuyoruz.

Türkiye'nin matematiksel konumu dolayısıyla (ki bence nedeniyle) 4 mevsimi birden görüyoruz ülkemizde. Dağların ve akarsuların konumu ve uzanışı, engebe vb. gibi özel konumla da birlikte bu 4 mevsimi aynı anda görebiliyorduk ülkede. Şimdi ben geçtim özel konumu, matematiksel konumdayım. Orta kuşaktayız da noluyo hoca? Hadi yazı gördük, ilkbaharı da gördük, e hadi onun da ahı kalmasın, parayla mı yazıyoruz sanki, sonbahar da gelsin, o ağaçlar ilkbaharda açtıkları çiçekleri döksünler ki yenileri açılsın, hem romantik falan oluyo. Bana kalsa sonbaharı değil ilkbaharı romantizm mevsimi yapardım, ki çok daha uygun bence, ama neyse :) Kış ne? Ne yani, çok mu lazım? Şimdi onu inceleyeceğiz.

Kış dediğimiz gereksiz mevsimde bi kere üşüyoruz, hatta donuyoruz. Özellikle Ankaralılar'a geçtiğimiz perşembe ve cumayı hatırlatmak isterim. Dışarı adımımızı atamaz olmuştuk. Bereler, atkılar yetmedi, askerden sonra ilk defa içlik giymeyi düşündüm. Ankaralılar'a hatırlatmak istiyorum, zira Ankara'da şu yaşıma kadar gördüğüm en pis soğuğu gördüm ben o iki günde. Diğer illerde, hatta yüksekteki ilçelerde daha beteri de vardır, ama gün olarak tutmaması ihtimali yüksek.

Peki başka ne oldu kışın? Doğalgaz parası ödemekten diğer kişisel ihtiyaçlarımızı arka plana attık. Şu anda bile 60'ta çalışan doğalgaz, geçtiğimiz çoğu kışta 50'yi geçmezdi ve üşümezdik. Bi de yetmedi, yanıma ısıtıcı aldım. Başka? Arabalarımız dondu. İlk gün gidip 5 dakika çalıştırdım. 2 gün sonra zor çalıştırdım ve anladım ki 2 günde bir yerine her gün çalıştırmam lazım. Ertesi gün tekrar çalıştırdım ama yine zor çalıştı. Bi sonraki gün arabayı vurdurarak çalıştırmak durumunda kaldım. Son bir haftadır falan da bıraktım, dokunmuyorum. Arabaların donduğuna inanmayan bi arkadaşımın geçenlerde hakkaten donan bi araba gördüğünde ettiği bi lafı Twitter'ından aynen yapıştırıyorum: "araba donar mı arkadaş? nasıl bir soğuksa artık hesap edin :))" Ki kendisi uzun süredir Ankaralı.

Peki başka başka? E hasta oluyoruz daha ne olsun. Ben sonbahar civarında oldum geçirdim hastalığımı, bağışıklığımı güzel güzel kazandım ama kış etkisini göstermeye başladığından beri her sabah bi gribimsi, burun akıntılı ve boğaz ağrılı uyanır oldum. Hani bağışıklık? Geçecen onu dedi boğazım. Ha evden çıkmadan iyileşmiş oluyorum ama hasta da olan milyonlarca insan var. Bu işlerine güçlerine, derslerine de yansıyor mu? Sıfıra yakın enerjiyle performanslarının yarısında bi iş gücü yakalarlarsa mutlu oluyorlar mı? E devamında bunun, cinsel hayat da var. Geceleri, gerek hastalık, gerekse soğuk nedeniyle cinselliğini güzel güzel yaşayamayan Türk insanı, ertesi gün boyunca daha huysuz olmuyor mu? Bu hepimize yansımıyor mu? Sinirin insandan insana aritmetik olarak artarak geçtiğini biliyor musunuz? Bir başkasına sinirini geçiren insanın kendi üstündeki siniri de aslında tam atamadığı da net bir gerçek. Bu da hepimize yansımayacak mı?

Türkiye, biraz daha aşağılarda olsa... 36-42 yerine 12-18 kuzey paralelleri arasında olsa. Dönencenin de altında şöyle güneş ışınlarını dik dik alabilen bir ülke olsa. Kışımız hiç olmasa hatta. Ekvatoral iklim olsak. Her akşam belli saatler arasında yağmurumuzu alsak. 4 değilse de 3 iklimin tamamını her gün yaşasak. Elini kalbine koy ve söyle sevgili arkadaşım, daha güzel olmaz mıydı? Kar çok mu lazım? Garip bi yağış biçimi. Topluyoruz yerden, sıkıştırıyoruz ve birbirimize fırlatıyoruz. Çok mu lazım ey benim bilgisayar karşısında oturmaktan benim gibi gözlükle yaşamak durumunda kalmış arkadaşım. Kartopunu suratının ortasına yemek ne kadar kötü birşey di mi senin için? Yağmur olsun, hava biraz soğusun, hatta gün gelsin dolu olsun, değişiklik o kadar ama. Kar, ı ıh. Olmasın, hava bu kadar soğumasın. Geçen sene iki gün boyunca yağdı kar uzun süre sonra Ankara'da ilk defa o kadar yoğun, nooldu? Kaldı herkes işyerlerinde, evlerine gidemediler. Salı ve çarşamba günü olduğunu adım gibi hatırlıyorum. O dönemki patronum mantıklı ve iyi bi insandı, sabahtan arayıp "Ben gitmiyorum, sen de gitme işe, zaten gidilecek gibi değil, bugün kafa izni yapalım" demişti :) Ertesi gün benim gibi şanslı olmayan çoğu insan işine gitmek zorundaydı ama. Kaçı gerçekten, geç kalmadan gidebildi, servisle gidiyorsa bile servis zamanında gelip yetiştirebildi mi? Kar olmasın, buz olmasın. Bu kadar üşütmesin. Bana karla kaplı Kuğulu Park resmini getirmeyin, 2006'da ben de koydum o resmi o zamanki bloguma. Ama devamında donup ölen kuğular, yemek bulamayan köpeklerin kuğuları alıp götürmesi gibi gerçekler de vardı o fotoğrafın arkasında. Kar, sıcak olmadığı sürece kış, gerekli bir mevsim değil. Kardan başka da bi getirisi yok zaten onu getiriden sayanlar için. Teşekkürler okuduğunuz için.

« Sonraki               
Kimler Genel Sağlık Sigortası (GSS) başvurusu yapmayacak?
               Önceki »
Angry Birds!..


Geçmişteki Günlerden...

  • TÜM KATEGORİLER3132   
  • YAZILAR FALAN337   
  • SİNEMA-DİZİ417   
  • VİDEOLAR769   
  • MÜZİK245   
  • HAYVANLAR209   
  • BİLİM-TEKNOLOJİ109   
  • OYUNLAR112   
  • TROLL-MİM-CAPS120   
  • GÜZELLER73   
  • ALINTILAR236   
  • İLGİNÇ BUNLAR285   
  • TARİH GÜNLÜĞÜ220   









Serkan&Blog 2005'ten itibaren kendi çapında bir blog girişimi olup blog hizmeti sunan sitelerin aksine tasarım, tema ve kodlamasının tümü yazarına aittir. Onlarca gereksiz apiyle, reklamla siteyi boğmak yerine kolay okunabilir / gezilebilir bir blog sunmak gibi bir derdi vardır. Site sahibi tekil girdilerin altlarında bulunabilecek yorumlar için sorumluluk kabul etmez, yorumların tüm sorumluluğu yazarına aittir.
Serkan&Blog © 2005 - 2018
Serkan&Blog'un 1 girdi için oluşturulmuş seyirlik versiyonundasınız. Sitenin geri kalanına ve diğer yazılara ulaşabilmek için başlığa, bu alana veya kategori isimlerine tıklayın.
 
. . . . . . . . . .