. . . . . . . . . .

~ Serkan & Blog'un 1 girdi için oluşturulmuş seyirlik versiyonundasınız. Sitenin geri kalanı için tıklayın ~
Sıkıcı bir yaz...

Paylaşayım
#8 | ALINTILAR | 6 Temmuz 2010 Salı, 10.56

Sizin için yaz ne ifade ediyor bilmiyorum ama benim için sıkıntıdan başka değildi hayatım boyunca.

Çocukluğum boyunca yaza dair hatırladığım en belirgin anı, Ankara’daki akrabalara yaptığımız ziyaret. İçinde bolbol sigara içilen otobüslerden birinde annemin kucağında başka bir şehire gidişim gerçekten de çok etkileyiciydi. Otobüsün neredeyse her koltuğundan sigara dumanları yükseliyordu,ben kafamı güneşten kavrulmuş otobüs perdesine dayamış uyumaya çalışıyordum. Sonra annemin yanında oturan yaşlı kadın yolcu sulu bir şeftaliyi ikiye bölerek yarısını bana veriyordu. Ben önce bacağıma damlayan şeftali sularına bakıyor, sonra anneme bakıyor, onay aldıktan sonra da şeftaliyi alıyordum. Şeftaliyi yerken önümdeki koltuğun arkasına monte edilmiş metal küllükten yansımamı gördüğümü hatırlıyorum. Üçe vurulmuş saçlı bir çocuğun şeftali yemesi kadar çirkin birşey bi daha görmem sanıyordum , ne yazık ki gördüm... Allahtan annem şeftaliyi yedikten sonra yapış yapış ellerimi, ağzımı bi bezle sildi de biraz rahatladım. İşte çocukluğuma ait en renkli yaz anısı bu...

Biraz büyüdüğümde ise bütün bir yazımı romatizmalı olan babaannemi Kilyos Halk plajının kumlarına gömerek geçirdim. Halamgillerle gittiğimiz plaj sefaları beni pek rahatsız etmiyordu ama galiba abim artık yakın akrabalarımızı kuma gömmek istemiyordu. Bizim koloniden biraz uzakta oturup somurtarak uzakları izliyor, sonra yüzüyor, gelip yine uzakları izleyerek oturuyordu. Galiba orta halli ailelerin abim yaşındaki çocuklarının hepsinde bir g.t kalkması mevcuttu o yaz. Böyle bi beğenmemezlik, bi özünü inkar etme, bi bizden utanma hasıl olmuştu ergen bedenine. Özünü inkar ediyordu ama annemin yaptığı ekmek aralarını ona götürdüğümde de yiyordu. Yerken bile somurtuyordu.Deniz acıktırıyordu ama bi türlü de mutlu etmiyordu onu. O yazın sonuna doğru abim bakkaldan plajda oynamak için aldığımız plastik bir topa tutunup çıpıtı çıpıtı diye yüzerek uzaklara doğru gitti, gözden kayboldu. Bi daha da bizimle denize gelmedi, ondan sonra hep arkadaşlarıyla gitti. Abimin özgürlüğüne doğru bu gidişi sanırım üçe vurulmuş saçlı bir çocuğun şeftali yemesinden daha çirkindi. Hayır eylem değil de metodu çirkindi. Babam arkasından sadece “kime çekti bilmem” dedi ve “buranın denizi de bi acayip, gidiyorsun gidiyorsun hala beline geliyor” dedi. O gece kulağıma kaçan su, benim kulağımı ağrıtırken, güneşten ciğer gibi olmuş olan bütün ailem de acılar içinde uyumaya çalışıyordu. Sanırım Allah biz günahkar orta halli aileleri denize yollayarak cezalandırıyordu.

Biraz daha büyüdüğümde o yaz abimin görevini ben almıştım. Ve daha önce sadece o yaza özgü olduğunu sandığım g.t kalkmasının bende de olduğunu farkettim. Tabi bu “benim g.tüm kalktı lan” gibi bir cümleyle değil de “ ulan abim ne kadar haklıymış” gibi bir cümleyle ifade edildi. Beni alıp uzaklara, arkadaşlarımın yanına götürecek bir top yoktu ortada, zaten arkadaşlarım da çok uzaklarda İstanbul yada Antalya’daydı. Biz ise annem,babam ve amcam gillerle beraber emekli sandığının yaz kampında, şimdi ismini söylemek istemediğim bir Ege kentindeydik. Yazlıkçı nedir, aklıbaşında bir genç niye yazlıkçıların bulunduğu bir yerleşim biriminden niye tiksinir işte o yaz öğrendim. Şortlarını göbeklerinin üstüne çekip yürüyen adamlar, çekirdek yenerek yürünen akşamlar, tavla sesleri gelen akşamlar... Bunlar benim tatil beklentilerimi karşılamıyordu.

Üniversitede yaz ise bütün arkadaşların birer birer gitmesi demekti. Bomboş şehirde bir kaç tane az samimi İstanbullu arkadaşla geçirilen nadir buluşmalar ve birlikte terlemelerden ibaretti. Üniversite sonlara doğru çıkılan bir yaz tatili ise sıkıntıyla beraber yorgunlukta getirmişti. Tatil beldesinde daha çok yorulan her Türk sapı gibi biz de çok yorulmuş ve elimize hiç bişey geçmemişti. Belki şimdiye kadar yaşayamadığımız o çok övülen yaz aşkını, dört erkek birden aynı kız üzerinde yaşamaya çalışınca hepimizin gerçek yüzü ortaya çıktı. Meğer hepimiz ne kadar art niyetli, ne kadar birbirimizden tiksinen kişlermişiz onu anladık. Yaz aşkı uğruna birbirimiz iki dakkada satıp, bütün eksikliklerimizi kusurlarımızı birbirimizin suratına vurduk kızın önünde. Aramızdan en duyarlısı ve aklı başında olanı Burak önce olmak üzere birbir vazgeçtik bu aşktan. En son ben, deniz ortamında kızın gönlünü alacak bi kaç hamle yaptım ama onlarda bi işe yaramadı. Çocukluğu boyunca bile anne babasına yaranmak, kendini ispat etmek mahiyetinde yapmadığım çok uzaklara açılıp kıyıdaki anne babaya seslenme eylemini bile bu kız için yaptım. İlerde dubaları geçip “Dideeeeeeeemmmm heeeeeehhhoooo” diye bağırıp dikkatini çektim, çağırmasını beni düşünmesini bekledim ama çağırmadı. Taşkınlıklarıma devam edip, bağırıp, çağırarak oynamayı, şortu çıkarıp sallayarak dikkat çekmeyi bile denedim yine de tınmadı. Havlusunu toplayıp çekip gitti. Dört arkadaş yorgun, argın ve küskün olarak bir tatili daha bitirdik.

Şimdi başa dönersek, yaz mevsimi sizin için ne ifade ediyor bilmiyorum dostlarım ama benim için sıkıntı ve terden başka birşey ifade etmiyor. Birazdan leğendeki sudan ayaklarımı çıkarıp, çorabımı giyerek terleye terleye dergiye gidicem, yazımı verip eve geri gelicem. Hepsi bu..*

* Umut Sarıkaya, Benim de Söyleyeceklerim Var

« Sonraki               
doksanıncı dakikada oyuna giren oyuncu psikolojisi
               Önceki »
Farklı bi yerden ilk girdi


Geçmişteki Günlerden...

  • TÜM KATEGORİLER3065   
  • YAZILAR FALAN337   
  • SİNEMA-DİZİ412   
  • VİDEOLAR758   
  • MÜZİK240   
  • HAYVANLAR209   
  • BİLİM-TEKNOLOJİ104   
  • OYUNLAR112   
  • TROLL-MİM-CAPS120   
  • GÜZELLER73   
  • ALINTILAR212   
  • İLGİNÇ BUNLAR281   
  • TARİH GÜNLÜĞÜ207   







 Son 1 ayda en çok bunlar izlenmiş 




Serkan&Blog 2005'ten itibaren kendi çapında bir blog girişimi olup blog hizmeti sunan sitelerin aksine tasarım, tema ve kodlamasının tümü yazarına aittir. Onlarca gereksiz apiyle, reklamla siteyi boğmak yerine kolay okunabilir / gezilebilir bir blog sunmak gibi bir derdi vardır. Site sahibi tekil girdilerin altlarında bulunabilecek yorumlar için sorumluluk kabul etmez, yorumların tüm sorumluluğu yazarına aittir.
Serkan&Blog © 2005 - 2018
Serkan&Blog'un 1 girdi için oluşturulmuş seyirlik versiyonundasınız. Sitenin geri kalanına ve diğer yazılara ulaşabilmek için başlığa, bu alana veya kategori isimlerine tıklayın.
 
. . . . . . . . . .