'******** '*********
gündem   80 başlıkta 101 içerik

•
2
•
1
•
6
•
1
•
1
•
1
•
1
•
2
•
1
•
1
•
3
•
1
•
1
•
1
•
2
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
2
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
2
•
2
•
2
•
1
•
1
•
1
•
1
•
2
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
3
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
2
•
1
•
1
•
1
•
2
•
1
•
1
•
2
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
1
•
2
•
1
•
1
•
1
   2
https://www.youtube.com/myverybestofmodernsabahlar ise 2006'dan günümüze 600'e yakın seçilmiş kısa kısa bölümün eklendiği (ve sanırım ekleneceği) youtube kanalıdır. / edit: 600'ü geçmiş.
serkan / 14 Haziran 2018 Perşembe, 09.04
.
   1
kendi içerisinde paradoksu olan başlıktır, zira benim aklıma geldi. 2055, 12 Aralık'ta, öğlen 15.00'te bulunmuş mesela zaman içerisinde yolculuk ama o zamanın kanun koyucusu, sistemlere bulunduğu tarihten, zamandan, gün ve saatten öncesine gidilmesini yasaklamış, bütün bu sistemlerle uğraşanlara (ki herkesin kullanımına açık olmayacağı da aşikardır) yasaklamış, büyük cezalar getirilmiş, sadece toplumsal yarara yönelik geriye gidilmesi ve değişiklik yapılmasına izin verilmiş. o yüzden "ben yaşarken bulunmuş olsa kesin dönüp kendime söylerdim lan" cümlesi kadük, bunu herkesin söylüyor olması ise gudük oluyor. saçmalamayın :)
serkan / 14 Haziran 2018 Perşembe, 09.00
.
   6
-kodunu- yazmaya (evet oturup baştan aşağı yazmayı seviyorum) ortalama 1 sene önce başlayıp "yavaş yavaş düzenleriz" dediğim olgudur. çok düzenli olması gerekmeyecekti, o önceki yaptığım gibi frame'li başladım hatta önce. sonra işin içine css'ler, frame'den vazgeçiş ama solun sabit kalması, kaydırma düğmesinin rengi, gölgesi, sağın solun içine girmemesi, solun ekranın üstüne, göremediğimiz bölgesine çıkmaması... bir ara nasıl olduğunu bilmediğim, anlam veremediğim, yazdıklarımın tarayıcı dışına çıkmasına varana kadar çok ilginç mevzular yaşadım ve öğrendim haliyle. hostumun serverlarının çok kereler tarih yazım mantığını değiştirmesi ise tuzu biberi oldu. bi geliyorum, önceki tarihler 2: 3 gibi garip durumlara dönüşmüş. tek tek düzenleyip öncekileri sabitliyorum ve yeni durumu anlamaya çalışıp ona göre yeni fonksiyonumu oluşturuyorum. bu sefer günlerle saatler 3 gün sonra iç içe giriyor "perş02.46" şeklinde. en son oluşturduğumda da bir süre herşey iyiyken tek karakterden oluşan saat ve dakikaların başlarındaki sıfırlar kayboluyor. zaman fonksiyonunun içerisindeki tarih içerisindeki gün fonksiyonunun içerisine ayrı ayrı yeni fonksiyonlar yazarak eğer tek karakterden oluşuyorsa başına 0 ekleyip tekrar düzenledim, iyice karıştı. aslında başından beri girdinin ne zaman yazıldığıyla alakalı "dün, geçen ay, 1 saat önce" vb. yeni modeli örnek almayı planlıyorum ama yine de net zaman daha hoşuma gidiyor. peki bitti mi şimdi? yok bitmedi :) daha bir de yazacağım başlıklar var. 150+ başlık olduğunda solu da düzenlemek istiyorum, çünkü orasının altına yazdıkça ekleniyor. "yeni sayfa" gibi bir olay yok orda. 50'şerli olsun diye düşünüyorum. peki bu yeni bir başlık mı? değil. önceki bir başlığa yeni girdi. aklıma estikçe yazdığım için ne zaman 150 üstüne çıkarsa, ne zaman benim keyfim orayla uğraşmak isterse o zaman olacak haliyle. 150'yi geçince "dur şurayı da yapayım" diyince olacak birşey değil önceden aklınızda birşey yoksa, benim yok, bütün gün uğraşırsınız. ama canınız uğraşmak istiyorsa, yapmak istiyorsa oturup bir saatte de yapabileceğiniz birşeydir.
serkan / 14 Haziran 2018 Perşembe, 08.49
.
   1
eğitim yıllarında ebeveyni tarafından esprili yönü görülüp sürekli kendini ağır satması, arkadaşları arasında hemen kendini salıvermemesi, her isteyen arkadaşıyla istediği yere gitmemesi salık verilen insanlar bunun biraz da tadını aldıysa, aslında istediği halde o eylemi yapmamayı başarıp daha sonra sürekli aranan insan olduğunu gördüyse bunu ileriki yıllara taşımaya da çalışır, kimisi başarılı olur, çoğu olamaz. işte bu başarılı olan arkadaşlardan bazıları bunu kendine oturtur, aslında hep olmak istediği kişi odur ve gerçekten ağır abidir. *atari salonu*na zaten gitmek istemiyordur küçükken de. bunlarla ilgili herhangi bir sıkıntı yok. ama atari salonuna gitmek isteyip de kendini kasarak gitmemeyi başarmış ve ileriki yıllarına bu davranışı taşımış insanlar. ne yaptınız olm siz? hem ortamın içine sçtınız, hem kendinizi böyle yapa yapa bitirdiniz. akşam eve gittiğinizde duvar köşelerinde ağladığınızı biliyoruz, yazık ettiniz kendinize. evet herkesten önce bi sedan opel corsa'nız olmuştu, ışıl ışıl di mi? işte öyle kendinizi kandırdınız. o atari salonuna da beraber gidecektik, o sinemaya da, konsere de, çıkışta o bara gittiğimizde ayla'yla göz göze gelen o değil, sen olacaktın ama önce o atari salonuna gelecektin.
serkan / 19 Mayıs 2018 Cumartesi, 16.48
.
   1
o ürün, kıçını da yırtsa, binbir türlü özelliğini gözler önüne de serse, sadece araştıranlar, soruşturanların kullandığı ürün olabilecek; diğer, bir zamanlar kendini sektörün en iyisi olarak bir şekilde en öne koymuş, reklamlarla desteklemiş ama bir şekilde zamanı geçmiş, ama reklamları bitmemiş, fiyatı hala en üst seviyelerde olmaya devam eden; kullanmaya devam edenlerin nedense tanıdıkları arasında yabancılaşma korkusu yaşamamak için de kullanmaya devam ettiği (evet ne yazık ki böyle bir sınıf farklılaşması durumundan korkma durumu da mevcut)... işte siz anladınız. böyle uzun başlayınca sonunu bağlayamıyorum ama anlaşıldığını tahmin ediyorum. bu durum evden arabadan (bkz. kredi ile yaşamayı hayatının anlamı haline getirmiş olan insanlar) akıllı telefona, eve istenen iyi suya kadar her durumda bulunuyor, bulunmasa keşke.
serkan / 11 Mayıs 2018 Cuma, 10.30
.
   1
önce "kendi evimiz olsun" diye yola koyuluyorlar, başkasının evine bir çivi bile çakmak için 10 kere düşünüyorlar çünkü. ilk mottoları bu. yanlış mı? değil. evet olsun bir eviniz, kendi eviniz olsun, kendi evinize çivi çakın, takviminizi asın, o küçük kırmızı çerçeveyi bir gün sonrasına sürüklerken daha rahat edin. 1000-1000 öderiz diye düşünüyorlar. ama kazın ayağı öyle değil. "ya aslında şu ev daha güzel, güney cephe hem, 1200-1200 öderiz, noolcak" deniyor. işin içine daha çok dolaplı başka ev giriyor derken bi 150 daha fazla ödemeye razı olunuyor ve her ay 1350-1350 ödenerek, toplamda 15 yıl kredi ödemeye razı geliniyor. ev alındı. peki sonra? araba da lazım. ama içinde bulunulan yıldan en fazla 4 yıl öncesinin modeli olması lazım ki elalem ne der sonra? sonuçta evin kredisinin bitmesine de az kaldı, (9 yıl varmış mesela), araba da alınıyor. diğer harcamalar için de kredi kartıyla ödeme yapılıp asgarisi ödenirse problem ortadan kalkar deniyor. ama o arabanın masrafı ortaya çıkıyor. evin masrafları bitmiyor. apartman yönetimi karar alıyor. bir hastalık durumu ortaya çıkıyor, aylarca beklemek yerine birkaç gün içerisinde yüklüce bir para ödenilerek işin içinden çıkılıyor. çocuğun masrafları, arabanın muayenesi, durduk yere birinin gelip yandan çarpması ve o hengamede plakayı alamamış olmak, kaskonun en uyduruk çıkma parçalarla o parçaları yerine taktırması, arabanın artık istenilen tadı vermemesi, bir hırsızlık vakası, durduk yere tekrar ihtiyaç kredisi çekilmesi zorunluluğu, bu durumun birkaç kere daha devam etmesi, faizlerin yüksek olması nedeniyle başka bir bankadan çekilen tek bir krediyle tüm ödemelerin yapılıp tek bir noktaya ödeme yapılması, geciktirilen ödemeler, ama illa ki diğerinin elden çıkarılıp yeni bir araba alınması (mutlaka öbürü gibi en fazla içinde bulunulan yılın 4-5 yıl gerisinin modeli olması lazım, yoksa elalem ne der), yine elalemin ağzına laf vermemek için çoluğa çocuğa eşe en moda kıyafetler, en son tabletler, telefonlar, kredi kartlarının asgarisi ödenmeye devam ediliyor, borç dağları aşmış. keşke ev kendinin olmayaydı, o çiviyi yine çakardın sen duvara, bi sıvalık işi vardı, birikim yapaydın. olmadı yine ev alaydın ama ondan sonrasında araba çok da lazım değildi belki. kredi bitene kadar, eline geçtikçe, hesapladıkça, yeniden yapılandırdıkça azalta azalta sonlandıraydın. ha bi de kayınçosu belediyeden çok sağlam haber alıp da güzel yerden arsa kapatmak için kredi çekenler var ki, dağlara taşlara :)
serkan / 4 Mayıs 2018 Cuma, 12.46
.
   1
çorum değildir. aslında dünyanın ortası diye birşey de yoktur. dünyanın şeklinin yuvarlak/geoid olduğu düşünüldüğünde yatay olarak ortası bir şekilde ekvatora sabitlenmiş. o durumda da bazı sıkıntılar var gerçi ama esgeçersek (3d olayını unutuyor, hep bildiğimiz, gördüğümüz o dünya şeklini düşünerek) alt tarafı güney yarı küre, üst tarafı kuzey yarı küre diyoruz. peki bunun sağını solunu nasıl ayıracağız, o dik çizgiyi, dik ekvatoru nasıl çizeceğiz ki bir 0 noktası yakalayıp buna dünyanın ortası diyebilelim? bunu bizim yerimize uzun zaman önce greenwich gözlemevinden geçen çizgiye "burası 0 meridyeni olsun, bunun sağındakiler de 1, 2 diye (yine o hep bizim önümüze getirilen yuvarlak küreyi düşünerek) devam etsin" demişler. greenwich gözlemevini 0 noktası olarak aldığımızda dünyanın sıfır noktası, en ortası, gine körfezi, gana'nın biraz daha altında kalan bir bölge. herhangi bir haritaya 0.0 0.0 yazdığınızda sizi götürdüğü yer. çorum ise çok daha sağında (kime göre, neye göre), çok daha yukarısında kalıyor.
serkan / 3 Mayıs 2018 Perşembe, 12.03
.
   2
diğer taraftan 10 yılda bir güncellendiği duyumu alınmıştır ki bunun güncellenmesinin elektronik ortamlarda yapılmadığı ihtimalini doğurmuştur. küresel ısınmayla da birlikte bu güncellemelerin otomatik olarak yapılması daha mantıklı olacaktır zannımca, veya en azından 10 yıldan daha yakın zamanlarda güncellenmesi gerekmektedir. zira mevsim normalleri durumu, susuzluk durumunu da kontrol etmektedir.
serkan / 16 Mart 2018 Cuma, 20.05
.
   1
hiç anlamadığım saçma meteorolojik mevzu. hava sıcaklığı 15/2 diyor mesela. burdan anladığım gündüz öğlen civarı, işte en yüksek 15, gece de en düşük 2 derece olacakmış. hissedilen 6 diyor. nedir hissedilen? şu anda mı? sen benim hangi bölgede, nerede olduğumu nereden biliyorsun radyodaki/televizyondaki kişi? ankara için emladağ civarında hava gayet soğuk hissediliyor olabilirken merkezde gayet sıcak olabilir. anlamadım, araştırmadım da. ama araştırıp bulduğum başka bir meteorolojik terim için bkz. mevsim normalleri
serkan / 16 Mart 2018 Cuma, 19.53
.
   1
içerik yazıldığında türk dizilerinde durum şu şekildeydi: erkek plana girer. 2 dakika kadar süzülür (takım elbise gösteriyor, ürün yerleştirme). kadına dönüyoruz. kadın da onu süzüyor, kafasını hafifçe kaldırıyor, küpelerini ve kolyesini/gerdanlığını, lensini vs. gösterdiğinden iyice emin oluyor (bu ürünleri de iyice yerleştirdik) ve "hoşgeldin, bu saatte seni beklemiyordum açıkçası..." bu şekil, baştan farklı içeriklerle başlayıp daha sonra ilişkiler, karmaşalar, cinayet vs.ye dönüp nasıl sündürüleceği henüz belirlenmemiş 20-30 belki 50 dizi (sayı konusunda bilgim yok). 1-2si galiba günlük yayınlanıyor. 3 saat falan sürüyor bunlar reklamlarla. 1 saati önceki bölümün özeti oluyor :) bir de ok atanlar, kılıç kuşananlar denendi, başarılı oldu, onlardan birkaç tane serpildi bazı kanallara. 500 yıldır devam eden çocuklar duymasın var, birkaç kere geri döndü teoman gibi :) shameless deneniyor bu sıralar bizim hikaye başlığıyla, baktım. prison break getiricez diyolar, adını çok merak ediyorum, oyum "mapus damları" gibi bir şeyden yana olacak :) asıl konumuz olan yabancılara bakıyoruz. netflix de türkiye'de ve türkçe seslendiriyor. öncelere bi bakalım. çok ilginç senaryoluların kimi çok eski, kimi az eski, kimi ortasında bitirmiş, kimi zamanında bırakmış ama senaryo olarak okumanız için örnek veriyorum: dexter, breaking bad, lost, flash forward, 4400, awake, fringe, prison break, lie to me, penny dreadful, persons unknown, the lost room, mentalist, firefly, the oa, under the dome, white collar; yenilerden altered carbon, game of thrones, westworld, 11.22.63... isimden başka birşey de yazmıyorum.
serkan / 24 Şubat 2018 Cumartesi, 20.07
.